bookslawer

bookslawer
@maivekan
Mütemadiyen okur, kitapkolik.
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2022 76. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2022 14:19
“İnsanlar sürekli ihanet ederler. Nedenler her zaman bencil ve adidir, karmaşık olan ise uydurduğumuz bahanelerdir.” Psikolojik gerilim tutkunları, toplanın! Bugün, madalyonun iki yüzü olduğunu gösteren ve okurun duygularıyla oynayan ustaca yazılmış bir roman ile karşınızdayım. Kimin kimi manipüle ettiğini anlamayacağınız kurgusuyla Netflix’te aynı isimli bir mini diziye uyarlanan iddialı roman “Gözlerinin Ardında” ile. Modern dünyanın tekdüzeliğine sıkışmış bekar bir anne olan Louise, bir akşam tesadüf eseri dışarı çıktığında barda bir adamla öpüşür. Pazartesi günü işe gittiğindeyse yeni patronuyla tanışır. Bardaki adamla. Bu sırada şehre yeni gelmiş ve bir arkadaşa ihtiyacı olan Adele ile de yolları kesişir. Tesadüf odur ki Adele, David'in karısıdır. Louise yaptığının yanlış olduğunu bile bile hem David'le hem de Adele'le yakınlaşıp onların gergin, karmaşık evliliklerine giderek daha fazla kapılınca kendini sapkın zihin oyunlarının içinde bulur. David neden bu kadar kontrolcüdür? Adele neden eşinden korkuyordur? Ve bir insan evliliğinin sırlarını korumak için ne kadar ileri gidebilir?.. Romanın ilk sayfasından itibaren hem karakterlerdeki hem de olayların akışındaki gerginlik bana anında geçti ve sürekli kimin yalan kimin doğruyu söylediğini, bir sonraki sayfada neler yapabileceklerini düşünerek okudum. Çoğu yerde karakterlerin aptallığını ve Adele'in manipülasyonlarının farkına bile varmamalarını, her hareketlerini ve düşüncelerini Adele'in istediği şekilde oluşturmalarını abartılı bulduğumu itiraf etmeliyim. Adele'in psikopatlığını en başından beri açık açık gördüğüm için ondan cidden nefret ediyordum ama Louise ve David ilişkisini asla onaylamadım. Biri karısını, diğeri en yakın arkadaş ilan ettiği kadını aldatıyordu ve o kadar pişkinlerdi ki aşk zırvaları
Gözlerinin ArdındaSarah Pinborough · İthaki Yayınları · 20201,349 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·272 syf.··
2022 75. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2022 11:57
“Belki amaç soruyu cevaplamak değil, gizemin kendisidir. Belki de yaşama dair her şeyi bilmemiz gerekmiyordur. Böyle olması gerekiyordur belki.” Selammm kitap kurtları! Bugün sizleri, okuma grubumuzla Eylül ayında okuma şansı bulduğum bir kitapla tanıştıracağım: Gece Yarısı Kütüphanesi, Zamanı Durdurmanın Yolları ve İnsanlar ile dünya çapında üne kavuşan Matt Haig’in yaşamın iniş ve çıkışları üzerine kısa ve umut dolu metinler sunduğu kitabı ‘Rahatlama Kitabı’ ile. “Suyun Üstünde Kalmamı Sağlayan Düşünceler” alt başlığıyla yayımlanan bu kitap, zor günlerden çıkarılmış derslerin ve öyle zamanlarda biraz olsun iyi hissettirecek önerilerin bir derlemesi. Bir dostun aklına, sarılmanın huzuruna ve en kötü zamanlarda bile umudu hatırlamaya ihtiyaç duyduğunuzda elinizde olmasını isteyeceğiniz türden bir kitap. Mutluluğun ancak olmanız beklenenleri bir kenara bıraktığınızda filizlenebildiğini hatırlatarak, yaşama telaşı arasında şöyle bir yavaşlayıp, var olmanın güzelliği ve tahmin edilmezliğinin değerini bilmeyi yüceltiyor. Kötü bir dönemdeyseniz, motivasyon cümleleri duymak istiyorsanız, sade ve kısa kısa sayfalardan oluşan bir kitap okumak istiyorsanız tercih edebilirsiniz. Samimi ve sade dilini koruyan Haig, bu kurgu dışı kitabında da sohbet havası vermeyi başarmış. Öyle ki sanki bir arkadaşınızla dertlerinizi paylaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. Kendisi de anksiyete ve depresyon ile savaşmış olduğundan, kişisel gelişim temalı olmayan romanlarında bile bu konuları alt metin olarak yerleştiren bir yazar zaten. Bu kitabın en iyi yanı ise istediğiniz zaman açıp rastgele okuyabileceğin bi kitap oluşu. Cerez kitap tabiri vardır ya öyle bir şey, kalbime dokunan yerleri oldu mu, evet. Ama ruhuma dokunmadı. Bir ‘vaouuv’ değil, kallavi bir okuyucu için de basite kaçabilir.
Rahatlama KitabıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20225,5bin okunma
8/10
·440 syf.··
2022 72. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2022 21:16
“Sözün anlatamadığını yaşam anlatır. Hakikati öğrenmek için söze değil, yaşamaya ihtiyaç vardır." Selam kitap dostlarım! #ahmetümitle1sene maratonu günümüzden yedi yüz küsur yıl öncesine uzanan gerilim dolu, heyecan yüklü, mistik bir serüven ile hız kesmeden devam ediyor: Konya’da sürdürülen bir yangın ve cinayet soruşturmasına dayanan bir polisiye hikayeyi, fantastik geçişlerle Şems-i Tebrizi bağlamındaki tarihi, tasavvufi ve mistik olaylarla iç içe anlatan eser “Bab-ı Esrar” ile. Karen Kimya Greenwood, annesi İngiliz, babası Türk olup, Londra’da yaşayan bir sigorta ekspertizidir. Bir otel yangınını ve bu yangın sebebiyle gerçekleşen ölümleri araştırmak için Konya’ya gelir. Bu seyahat esnasında aklı, Konyalı bir Mevlevi olan ve yıllar önce kendisini ve annesini bırakıp şeyhi Şah Nesim’le tasavvufi bir hayata yönelen babasının hatıralarıyla doludur. Öte yandan yeni öğrendiği hamileliği, kendisinin kararsızlığına karşın erkek arkadaşının ısrarla çocuğu aldırmasını istemesi de aklını büsbütün karıştırmaktadır. Fakat asıl soru şudur: Anadolu’nun göbeğindeki bu eski şehirde bir otel yangınını mı soruşturuyordur, yoksa yıllardır tek bir satır mektup, bir tek haber bile yollamayan babasının başına gelenleri mi öğrenmeye çalışıyordur? Fantastik, polisiye ve postmodern öğeler içeren “Bab-ı Esrar”da, bir yangın ve cinayet soruşturması bağlamında ilerleyen polisiye kurgu; yüzyıllar öncesindeki Mevlana ile Şems-i Tebrizi dostluğu çerçevesinde anlatılan tarihsel, tasavvufi ve mistik olaylara ulaşıyor. Fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan Ahmet Ümit, bu yapıtında Mevlevilik temelinde din ve inanç üzerine ilginç sorular soruyor. Din ile aşk, inanç ile sevda arasındaki ilişkiyi bambaşka bir açıdan gözlerimizin önüne seriyor. Yazarın her zamanki akıcı üslubu
Edebiyat
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201942,8bin okunma
7/10
·152 syf.··
2022 73. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2022 20:40
“Ben bundan sonra hayatımı değiştirecek kadar hayatla uğraşamam.” Türk edebiyatı tutkunları, toplanın! Bugün içki ve fuhuşun kirlettiği insanlığa, mahvedilmiş aşklara ve dönülmesi güç yanlışlara bir sayfa aralıyoruz. Servet-i Fünun edebiyatının etkin isimlerinden Halit Ziya Uşaklıgil’in, henüz yirmili yaşlarında kaleme aldığı ilk romanı "Sefile” ile. Bir yaşında babasız, beş yaşında annesiz kaldıktan sonra, merhametli ev sahibesi Rahime Hanım’a sığınan Mazlume; onun da vefat etmesi ve varislerinin evi satmalarıyla sokakta kalır. Beyazıt Camii avlusunda günlerdir aç ve yırtık elbiselerle dolaşırken karşısına ona yardım eli uzatan Mihriban Hanım çıkar. Tereddütlerden sonra Mihriban Hanım’ın arkasına takılır; kendisini kızı İkbal ile birlikte yaşayan bu kadının evinde bulur. Kendisine tahsis edilen mütevazı odaya yerleşen Mazlume’nin mutluluk günleri kısa sürer. Bir gün yabancı bir adamın, İkbal Hanım’ın odasına girdiğine tanık olur. Kurtuluş olarak gördüğü bu ev, aniden bir fuhuş yuvasına, sokaktan daha beter bir yere dönüşür. Kendisini bu pisliğin içinde yaşatan Mihriban Hanım’dan, bu hayatın aktristi İkbal’den nefret etme süreci ve kendince kaçma mücadelesi başlar. Hayatına olumsuzluklarıyla dahil olan İhsan’ın sorumsuzlukları ise adım adım sonunu hazırlayacaktır… Yazarın diğer romanlarına nazaran toplumun alt tabakasında yaşayan kişiler dünyasında geçen bu romanı, Ahmet Mithat’ın ‘Henüz On Yedi Yaşında’ romanında rastladığımız düşmüş kadın temasını işliyor. Küçük yaşta kimsesiz kalarak dilencilikten fuhuş girdabının en dehşetli derinliklerine kadar sürüklenen Mazlume’nin hikâyesini, alt sınıfı, derinine inerek onu inşa eden ortamı ve sefaleti tasvir ediyor. Sevdiğim bir tema olmasına karşın umduğumu buldum diyemem. Zira kendi içinde yaşadığı trajikomik ikilemler,
Edebiyat
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,867 okunma
8/10
·456 syf.··
2022 61. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2022 15:11
“Kaybetmeye alıştıkça, daha çok özgürleşiyor insan.” #ahmetümitle1sene maratonuna hız kesmeden devam! Polisiyenin Türkiye’de sevilmesinde ve hatrı sayılır okurunun oluşmasında belirleyici yazın ustalarından biri olan Ahmet Ümit ile karşınızdayım bu defa da. Bir zamanlar İstanbul’un en gözde yeri olan, şimdilerin hayalet semti Beyoğlu’nun hazin hikâyesi: “Beyoğlu’nun En Güzel Abisi” ile. 2012 yılının son gecesinde Beyoğlu’nun tekinsiz arka sokaklarında bir cinayet işlenir. Maktul, civarın ünlü kabadayılarından kara Nizam’ın en yakın adamı Engin Akça’dır. Cesedin bulunmasıyla birlikte gelişen olaylar ve cinayet soruşturmasında Başkomser Nevzat ve ekibi yine bir cinayeti aydınlatmak üzere işe koyulurlar. Başkomiserin olaydaki en önemli avantajı yıllar önce de Beyoğlu’nda görev yapmış olmasıdır. Şehrin parsel parsel satıldığına, insanların canları üzerine kurulan zenginliğe bir kez daha şahit olur, kahrolur. Yıkılmaya yüz tutmuş binalar, nefretle, toplu histeriyle viraneye çevrilen bu meşum semt, insan eti satılan can pazarı… Kirli bir hayatın içinde debelenen Barbut İhsan, Kara Nizam ve Saltanat Süleyman; kurtlar sofrasına düşmüş gencecik kızlar ve onların imkânsız, masum aşkları… Ekip cinayeti soruştururken bölge halkının aralarındaki çarpık ilişkiler de bir bir açığa çıkacak.  Yazar, İstanbul’da işlenen cinayetleri nefis bir anlatımla kurguluyor yine. Salt kurgu mu? İnsanın içine işleyen ve edebi anlatımlarla süslediği romanlarının en belirgin özelliklerinden biri de, suçu ve suçluyu ele alarak suç toplumunun gizli kimliğini deşifre etmesi. Çığırından çıkmış bir dünyayı anlatırken dahi insanların içindeki iyilik potansiyeline dikkat çekmeyi ihmal etmiyor Ümit. Gezi olayları, polisin sert müdahalesi, yasak kumarhaneler, kentsel dönüşüm kisvesi altında süren rant
Edebiyat
Beyoğlu’nun En Güzel AbisiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201943,5bin okunma