İlk defa "Pınar Kür" okudum, tesadüfen yazar olunmuyor belli. Özenli cümleleri ve edebi bir tadı var öykülerinin. 5 öyküden oluşan bu kitabında birkaç öykü karakterinin yolu aynı yerde Paris apartmanında kesişiyor. Bence birçok romandan daha "roman" olmuş bu öyküler. Öyküler, birleştirilip roman yapılabilirmiş aslında (Mine Söğüt olsaydı çoktan bağlamıştı bu öyküleri birbirine) 1980 ler Türkiyesi, İstanbulu ve hiç değişmeyen "aşk ve insanı" okumak çok güzeldi.
Naif bir duyguyla yazılmış yazılar, tanıdık ortak duyguları hissettirdi. Favori öyküm ise kitaba da adını veren "Bir Deli Ağaç" . Masum bir genç kızın kendinden yaşça büyük bir adama platonik aşkı...Ben Pınar Kürü çok sevdim. Tavsiye ederim efenim.