Dilin fakirleşmesi , düşünce pınarının kurumasıdır. Düşünce dünyamızdaki fakirlik dilimize kuruluk, tekdüzelik ve yüzeysellik olarak yansıyor. Türkçe gibi son derece zengin, ruhunu koruyarak kendini her zaman geliştiren, derinleştiren ve canlı kalan dinamik bir dili birkaç bin kelimeye indirgedik Böylece düşünce ufkumuzu da daralttık.Artık düşünemez, düşündüğümüzü ifade edemez hâle geldik.
Deizm "Tanrı'ya inanıyorum ama O'nun dedikleri beni ilgilendirmiyor" diyor. Oysa bu, aklen tutarsız olduğu kadar kalben de yanlış..İnsan sevdiği bir kişinin söylediklerine, taleplerine,ricalarına, emirlerine bigâne kalabilir mi?
Eğer Tanrı tüm varlığın sahibi, yaratıcısı, koruyucusu ve hakimi ise yarattığı varlık düzeninde insanın nasıl yaşaması gerektiğine dair kanun emir ve tavsiyelerde bulunması da mantıksal bir sonuçtur.
" Önce mağaradan çık! Çok oturdun burada. Şöyle bir ayağa kalk. Duvara düşen gölgelere kanma. Işığa doğru yürü, korkma. Işığa ilk defa baktığında gözlerin kamaşacak, kararacak ve sersemleyeceksin. O , hakikatin şok edici etkisidir. Ama bu şok terapisine ihtiyacın var. Korkma ve yürümeye devam et. Hakikat seni özgür kılacak!"(Eflatun)