"Bir kitap okudunuz ve aklınızda sadece iki cümle kaldı. Zaten maksat oydu." O kitabın okunmasındaki maksat, o iki cümlenin akılda kalmasıdır. Bir yazarın sözü aklıma geldi. Bazı insanlar, okudukları kitaplardan cümle bile hatırlayamadıklarını söyler. O yazar da şöyle cevap verir: "Bir portakal yediğinizde içindeki vitamini hatırlıyor musunuz?" Aslında biz kitaptan, yolculuktan ya da insandan bir ruh bir öz alıyoruz. Onlar yavaş yavaş bizi şekillendiriyor.
Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa zahiren bir cennet içinde olsa da manen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkiyeye ciddi müteveccih ise saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da dünyasını, cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder. Sözler
Kaliteli Bir Ömür İçin
7/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 14:01
Sizlerle Maddy Dychtwald'ın Kadınlar İçin Longevity eserini paylaşacağım. Yoruma geçmeden günümüzde en popüler kavramdan biri olarak longevity izah etmek istiyorum. Kelime anlamı olarak uzun
Kadınlar İçin LongevityMaddy Dychtwald · Omega Yayınları · 20252 okunma
Mesela ilerde bu manada olmak üzere Allah'a imanın ve namaz kılmanın hikmet ve faydalarından bahsedilecektir. Bunu bir misalle izah edelim: Oruç tutmanın herkesçe malum olan birtakım ferdi, içtimai, bedenî, sıhhi ve terbiyevi faydaları bulunduğu muhakkaktır. Fakat farz kılınışının illeti bu faydalar değildir. Esas ve ilk maksat, tahakküm ve taabbüddür. Sözü edilen hususlar ise orucun yan faydalarıdır. Onun için bu faydalar başka surette temin edilse artık oruç tutmaya ihtiyaç yoktur, denemez. Çünkü oruç tutmanın ilk ve ana gayesi tahakküm ve taabbüd, yani kayıtsız ve şartsız olarak kulluk vazifesini ve borcunu ifa etmektir. Orucun talî derecedeki ve yan faydaları başka surette elde edilmiştir, diye temel gayeden vazgeçilmez. Halbuki mesela müellefe-i kulûba beytülmâlden maaş verilmesinin esas maksadı bunların kalplerini yeni dine ısındırarak kendilerini İslâm'a kazanmak oldu-ğundan, bu esas gayenin hasıl olduğuna kanaat getiren Hz. Ömer, Allah'ın emriyle Hz. Peygamber tarafından bağlanan maaşları kesmişti. Belli kişilere bu maksatla tahsisat bağlanması taabbüdî değil, ta'l'îlî bir hüküm olduğundan zamana ve şartlara bağlı olarak değişmişti.
Sayfa 25·Kitabı okuyor
TA'LİL VE TAABBÜD
Dinî hitab ve hükümlerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında "ta'lil" ve "taabbüd" kavramları son derece önemlidir. Bu iki kavram etrafında bir hayli ihtilaflar vukua
Sayfa 18·Kitabı okuyor