Ama yine de edebiyat hala direniyor.
Eskiden bir yazarın rakibi başka yazarlardı. Şimdi rakibin bir kedinin düşme videosu, üç saniyelik ilişki tavsiyesi, ağlayarak makyaj yapan bir influencer ve “şok şok şok” diye bağıran bir algoritma. Edebiyat yavaş çalışır. Algoritma hızlı tüketir. Roman, okurdan sessizlik ister. Sosyal medya ise sürekli bağırmanı. Bir cümleyi aylarca düşünerek kuruyorsun; ama sistem senden her gün “içerik” istiyor. İçerik. Ne korkunç kelime. Franz Kafka bugün yaşasa muhtemelen reels çekmeye zorlanacaktı. Oğuz Atay ’a “etkileşim kasmıyor” diyeceklerdi. Ahmet Hamdi Tanpınar ’ın gönderisinin altına biri gelip “hocam biraz daha kısa anlatır mısın?” yazacaktı. Ama yine de edebiyat hala direniyor. Çünkü insan ruhu tamamen hızdan ibaret değil. Bir yerde hala gece yarısı telefonunu kapatıp bir romanın içine sığınmak isteyen insanlar var. Ve biz galiba onlar için yazıyoruz. Algoritmalar unutulur. İyi cümle kalır. Tuna Kiremitçi
Kadını güzelleştiren makyaj mıdır sizce? Bir ince üslup, bir güzel söz ve çokça hissettirilen sevgi🤍🌷
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Makyaj yaparken arabesk değil aşk şarkıları dinleten adamları sevin
Allah için bir araya gelmiş toplulukların karma olmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu durum, fark edilmeden fitnenin kapısını aralayabiliyor. Bunu eleştirmek için değil, bizzat gözlemlediğim ve kendimi de içine katarak konuşuyorum. Bugün iki gün boyunca katıldığım antisiyonizm kongresinde şunu gördüm: Herkes başlangıçta Allah için hizmet etme niyetiyle gelmişti. İnsanlar ümmetin derdiyle dertleniyor, zulme karşı ses olmak istiyordu. Fakat bir müddet sonra kızlar ve erkekler arasında samimiyet oluşmaya başladı. Hatta tesettürü düzgün bir hanımefendi gelip bizden makyaj yapmamızı istedi. İlk gün birbirimizin yüzüne bile bakmadığımız insanlarla zamanla arkadaş olma seviyesine geldik. Hatta arkadaşlıkların ötesine geçen yakınlıklar bile oluştu. Küçük bir bakışın, bir ilginin, bir tebessümün nelere sebep olabileceğini bir kez daha gördüm. Oysa davamız Allah içindi. Oysa hak din için toplanmıştık. Oysa zulüm karşısında tek yürek olmak için bir aradaydık. Rabbimiz, Peygamber Efendimizin hanımlarına hitaben şöyle buyurur: “Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız, sözü yumuşatarak söylemeyin ki kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılmasın. Sözü uygun ve ciddi bir şekilde söyleyin.” (Ahzâb, 32) Bu ayet her ne kadar Peygamber Efendimizin (sav) hanımlarına hitap etse de, Müslüman kadının vakarını ve karşı cinsle iletişimdeki ölçüsünü göstermektedir. Yine Rabbimiz: “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar...” (Nûr, 30) “Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar...” (Nûr, 31) buyurmaktadır. Bu dini romantize etmeye çalışmayalım. Allah'ın koyduğu sınırları, iyi niyetlerimizle esnetemeyiz. Çünkü şeytan insanı bir anda değil, adım adım sürükler. Nitekim Rabbimiz: “Şeytanın adımlarını
Gülce, aynanın karşısına geçip makyaj masasına saçındaki tokaları tek tek çıkartıp bırakıyordu. Melahat kulağına taktığı kulaklıkla yine çevreye olan bağlantısını tamamen kopartmıştı. Yerinde dans edip eğleniyordu. Eda bir elindeki kitaba bakıyor bir de ona. Hiç ses yoktu ancak görüntüsü dahi onu deli ediyordu. EDA: Yeter! Git başka yerde dans et! Alo, duymuyor mu mu bu beni! GÜLCE: Yine başlama. Bırak ne yapıyorsa yapsın, birazdan ışıkları kapatacağım zaten. EDA: Dikkatim dağılıyor anlamıyor musun! GÜLCE: Ben de seni görünce… Neyse… Gülce, Melahat’ın yanına gidip dürttü. Kulağına bir şeyler fısıldayınca Eda’ya karşı dik dik başları eşliğinde yatağına yolladı. Banyodan elinde havlu, saçları ıslak bir halde Asya çıktı. Dalgın dalgın yürürken havluyu kirli sepetine atıp yatağına uzandı. Battaniyesini başını örtecek kadar kendine çekip sessizliğe gömüldü. Etraftakiler pür dikkat onu izlemişti. Birbirlerine gözleriyle işaret verip durumu anlamaya çalışıyorlardı. Gülce ışığı kapatıp yatağına geçti. Aradan beş dakika kadar bir süre geçince ağlama sesleri duyuldu. Gülce doğrulup etrafına bakındı. Ses Asya’nın yatağından geliyordu. Yatağına uzanıp boş gözlerle tavana bakıyordu. Diğer kızlarda sessizce onu dinliyordu. Melahat komidinin üstünden telefonunu alıp fenerini açtı. Tavanda daireler çizdi. Gülce ne yapmaya çalıştığını ilk başta anlayamamıştı. Sonra eline telefonu alıp eşlik etti. Eda da fenerini açtı eşlik etti. MELAHAT: Ne yaparsan yap asla yalnız olmadığını bil. GÜLCE: Bizi ayakta tutan ışığımız olduğu sürece yalnız değilsin. Ağlama sesleri yavaş yavaş kesildi. Birkaç saniye sonra Asya battaniyeyi üzerinden attı. Asya battaniyesini üstünden atıp kollarını açtı. Kızlar koşup üstüne atladı. ASYA: Beni boğmaya mı geldiniz! Ah ayağım! GÜLCE: (Yanağından öpüp
1000Kitap
Uzun süredir kullandığım maskara başkasının çıktı. (Sadece kızlar anlar) Yorumlara gelin kızlar sizin de varmı bozuk makyaj malzemeleriniz anlatın dertleşelim.
1000Kitap