Çocuklar
Oğlan çocuklarına hep yapıldığı gibi çıplak resimlerini çektiler. Mesude Deniz'i makyaj için kullandığı bembeyaz pudra ile ovdu, üzerinde de biraz bıraktı, esmer Çocuk bir anda tuhaf bir akla büründü . Fotoğraf açılarını ve ışığı da ayarlayarak sonunda yamuk yumuk bacakları kıvrılmış pipileri dünyaya meydan okuyan teşhirciler gibi ortada, tam resim sırasında çalınan çıngırağa hayretle bakan ikiz bebek fotoğrafı elde ettiler. Sonra da bebekleri kucaklarına alıp ailece poz verdiler.
Sayfa 87 - Can·Kitabı okuyor
Tek başına insan bedeninin boyutları da yetersizdir. Maske ve yüksek tabanlı ayakkabılar, yüzü temel öğelerinde silikleştiren ya da daha çok belli eden makyaj, abartan ya da basitleştiren giysi, bu evren her şeyi dış görünüş uğrunda harcar, yalnızca göz için yapılmıştır.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Mutlu olmak artık ucuz değil
Aldığı her kuruşu giyime, kuşama, makyaj malzemelerine, kuaföre harcar, kendini daha iyi, daha farklı hissetmeye çalışırdı.
En yüce iyinin iç organlarda olduğunu söyleyenler onu ne kadar da rezil bir yere koymuş oluyor. Bu yüzden hazzın erdemden ayrılamayacağını belirtir ve kimsenin keyifli bir yaşam sürmeden ahlâklı yaşayamayacağını, ahlâklı yaşamadan da keyifli bir yaşam süremeyeceğini söylerler. Birbirinden bu kadar farklı olan bu şeylerin nasıl aynı bağla birbirine bağlanabildiğini anlamıyorum. Size soruyorum, nasıl oluyor da haz erdemden ayrılamıyor? Bunun sebebi tüm iyi şeylerin çıkış noktasının erdem olması, hatta sevdiğiniz ve arzuladığınız şeylerin de erdem köklerinden doğmuş olması mı? Oysa bunlar birbirinden ayrılamıyor olsaydı, tatlı olup da ahlâken doğru olmayan bazı şeyleri ve ahlâken ziyadesiyle doğru olup da acılara katlanılması gereken bazı zor durumları görmememiz gerekirdi. [2] O hâlde bu durumda hazzın en rezil yaşama daldığına, buna karşılık erdemin kötü yaşama izin vermediğine dikkat et. İnsanlar haz olmadan zavallı duruma düşmez, aksine hazdan dolayı öyle olurlar. Haz erdeme karışmazsa bu olmaz; bu yüzden erdem çoğunlukla hazdan yoksundur, ona asla ihtiyaç duymaz. [3] Birbirine benzemeyen, hatta zıt olan şeyleri niçin bir araya getiriyorsunuz? Erdem yüce, soylu, krallara layık, yenilmez ve tükenmez bir şeydir; haz ise bayağı, kölelere layık, zayıf ve güdük bir şeydir. Onun durağı ve ocağı genelevler ve meyhanelerdir. Erdemi tapınaklarda, forumda, mecliste, surların önünde dururken, toz içinde ve boyalı, elleri kabuk bağlamış hâlde bulacaksın; hazzı ise çoğunlukla hamamların, rahatlama salonlarının ve çekinilen yerlerin çevresinde saklanırken ve karanlık bir yer ararken, şarap ve buharla ıslanmış, bir ceset gibi sararmış, boyanmış ve makyaj yapılmış bir hâlde bulacaksın. En yüce iyi ölümsüzdür, yok olmak nedir bilmez; ne doyumu ne pişmanlığı vardır. Doğru zihin
Her makyaj yaptığımda babam;
Yüzünüze gözünüze boyalar süründüğünüzü de gayet iyi biliyorum. Tanrı size bir yüz vermiş, siz kendinize başka bir yüz yaratıyorsunuz.
Sayfa 112·Kitabı okuyor
Hayata Dair
"Bu ne ya?" dedikten sonra yüzü yüzümde, dibime kadar girdi "Makyaj da mı yaptın sen yoksa?" Hiç şaşmazdı. Kadınları kontrol altında tutmak isteyenler kontrole hep kadın bedeninden başlardı. Sonra abim ama cumhurbaşkanı olabiliyorsun diyordu. Ne giyeceğimi kendim yönetemiyordum ama bir ülkeyi yönetmemde teoride herhangi bir sıkıntı görmüyordu. Kabahat bendeydi ama ben kötü alıştırmıtım bunu. Günlük hayatta, Hayalet Casper gibi betim benzim soluk, salaș kıyafetlerle gezindiğimden abim hâlimi yadırgıyordu elbette. Kırk yilda, bir, ne zaman böyle giyinip süslensem o da hep böyle homurdanırdı. "Kınaya gidiyoruz, cenazeye değil," dedim gözlerimi devirip. "Belertme bana o gözlerini"
Sayfa 120·Kitabı okuyor