Ömer Faruk Yücer

Ashab-ı kirâmdan Huzeyfe ibnü'l-Yemän radiyallahu anhın hastalığı ağırlaşıp da bunu kabilesi ve Ensar duyunca, gece yarısı veya sabaha karşı onun yanına geldiler. Huzeyfe: "Bu hangi saattir?" diye sordu. Biz de: "Gece yarısıdır veya seher vaktidir." dedik. Huzeyfe: "İnsanı cehenneme götürecek sabahtan Allah 'a sığınırım." dedi. Ardından "Kefenimi de getirdiniz mi?" diye sordu. Biz de: "Evet, getirdik." dedik. Sonra şunları söyledi: "Kefende israf etmeyin. Şayet Allah katında bir hayrım varsa, bana o kefenden daha hayırlısı verilecektir. Eğer bir hayrım yoksa, o kefen çabucak çürüyüp toprak olacaktir. "
Reklam
Selmân-ı Fârisì, Kinde kabilesindeki bir hastayı ziyaret ederken ben de yanındaydım. Hastanın yanına girince ona şunları söyledi: "Müjdeler olsun sana! Çünkü Cenâb-ı Hak mü' minin hastalığını, onun günahlarını bağışlamaya ve nerede hata ettigini düşünerek Allah’ın rızasını kazanmaya vesile kılar. Günahkârın hastalanması ise, sahibi tarafından bağlanan, sonra bırakılan deveye benzer. Niçin bağlandığını da niçin bırakıldığını da bilemez. "
490. Eba Zer radiyallahu anhin Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemden, onun da Allah Tebäreke ve Teala hazretlerinden rivävet ettigi-ne göre Kainâtin Rabbi şöyle buyurdu: "Ev kullarım! Ben zulmetmeyi Kendime haram kıldım. Onu sizin aranızda da haram kıldım. Artık birbirinize zulmetmeyiniz. Ev kullarım! Siz, gece-gündüz günah işlemektesiniz. Ben ise günahları affeder ve buna aldırış etmem. Benden af dileyin ki, sizi affe-deyim. Ey kullarım! Benim doyurduklarım dışında hepiniz açsınız. Ben-den rızık isteyin ki, sizi doyurayım. Ey kullarım! Benim giydirdiklerim dışında hepiniz çıplaksınız. Benden giyecek isteyin ki, sizi giydireyim. Ey kullarım! Sizden önce yaşayanlar, sizden sonra yaşayacak olanlar, insan ve cin hepiniz, kalbi en temiz bir kul gibi olsanız, bu, Benim mülkümde en küçük bir sey arttırmaz. Bütün yaratılmışlar, en günahkâr bir kişi gibi olsalar, bu Benim mülkümden en küçük bir şey eksiltmez. Yine bütün yaratılmışlar bir yerde toplanıp Benden istekte bulunsalar, Ben de her birine istediğini versem, bu, iğne denize daldırılıp çıkarıldığında denizden bir şey eksiltmediği gibi, Benim mülkümden hiçbir şey eksiltmez. Kullarım! işte sizin amelleriniz. Onları sizin için saklar, sonra onları size gösteririm. Artık kim amel defterinde bir hayır bulursa, Allah'a hamd etsin. Kim de amel defterinde hayırdan başka bir şey bulursa, başkasını değil, sadece kendini kınasın. Tabiin alimi Ebu idris el-Havlânì, bu hadisi rivayet ettiği zaman dizleri üzerine çöküverirdi.
489. Tabiin muhaddislerinden Ebu'd-Duhâ şöyle dedi: Bir defasında tabiin alimlerinden Mesrûk ibni Ecda' ile Şuteyr ibni Şekel mescidde bir araya geldiler. Onlan gören cemaat, etraflarında bir halka şeklinde toplandılar. Mesruk ibni Ecda', Şüteyr ibni Şekel'e dedi ki: “Gördüğüm kadarıyla bu cemaat, bizden faydalı sözler duymak için etrafımızda toplandılar. Ya sen Abdullah ibni Mes'ud'un bazı sözlerini naklet, ben de senin anlattıklarını tasdik edeyim veya ben nakledeyim, sen benim anlattıklarımı tasdik et!" . Şuteyr ibni Şekel de Mesrûk'a künyesiyle hitap ederek: "Sen naklet, ey Ebû Aişe!" dedi. Mesrük ibni Ecda', Şüteyr ibni Şekel’e şöyle sordu: Abdullah ibni Mesud’un, 'Gözler zina eder, eller zina eder, ayaklar zina eder, cinsel organ da onu ya doğrular veya yalanlar ' dedigini duydun mu? Şüteyr: "Evet duydum." dedi. Mesrük: "Ben de duydum." dedi. Mesrük, Şüteyr'e şöyle sordu: "Abdullah İbni Mes'ud'un, 'Allah Teala’nın helal ve haram kıldığı, emredip yasakladığı şeyleri, şu ayet-i kerimeden daha iyi derleyip toparlayan bir ayet yoktur: "Elbette Allah, adaletli davranmayı, iyilikten ayrılmamayı ve akrabayı görüp gözetmeyi emreder; her türlü hayasızlığı, ahlaksızlığı ve taşkınlığı yasaklar; düşünüp ders almanız için size böyle öğüt verir.(Nahl 16/90.) İbni Mesud’un böyle dediğini duydun mu?" Şüteyr: "Evet duydum. " dedi. Mesruk: "Ben de duydum." dedi. Mesruk, Şüteyr'e şöyle sordu: "Abdullah ibni Mes'ud'un, 'Kur’an-ı Kerim'de, şu ayet-i kerimeden daha süratli bir şekilde insanın gönlüne ferahlık veren bir ayet yoktur: 'Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu nasip eder."'(Talâk 65/2.) dediğini duydun mu?" Şüteyr: "Evet duydum." dedi. Mesruk: "Ben de duydum." dedi. Mesruk, Şüteyr'e şöyle sordu: "Abdullah ibni Mes'ud'un, 'Kur'an-ı Kerim'de, şu
Marifet, dünyayı avucunun içinde tutmaktır. Zira yakasını dünyaya kaptıran, ahiretini kaybeder.
Reklam