Mantis Karidesi

"İnsan, insanın merhalesidir."
Reklam
soru işaretlerinden biri
"Zulumdur dinlenen başlarsa eğilmiş Gömleğin üzerine kadar çıkmış kalbteki kara leke Dikilsen dağların ötesini tutar elin Bir iki tank çer çöp olmuş gözüne perde Petrol ya da banker sellerinde boğuluyorsun Külçe külçe dolar ya da sefalet secden olacak yerde O eski kadim iklim kimbilir nerde sürer Perişan birkaç evde kimbilir veliler dilinde Oturup konuşalım şunu. Bulsun kelimem kelimeni Eğer uyku daha aziz esirlik daha ehven değilse Bir deli akıl çırpınıyor aramızda  Rızık korkusu can korkusu baş mesele Çıplan dünyadan çıplan ve gövdenden O büyülü çiçekleri yol arın bir kere Başını eğmiş zalimleri dinlersin Dersin 'lokmam ellerinde' Filistin bir sınav kağıdı Her mü'min kulun önünde De gerçeği yaz: Hakikat şehitliğe koşmaktır De isyan çağır yolun açılır cennet köşelerine"
Hölderlin
"İnsan bu dünyada şairane mukimdir."
Puan vermedi·240 syf.··
2018 20. kitabı
Büyülü gerçekçiliğin modern hayatın bir ihtiyacı olduğunu buram buram hissetsem de emin olamadığım için kesin konuşmayacağım. Roman baştan başa üçüncü kişili anlatıcı ve hakim bakıştan aralara diyalogların serpiştirildiği anlatma tekniğiyle bezense de bunu bir kusur olarak görmek namümkün! Üstelik zaten anlatıcı size olayları o kadar tatlı bir üslupla naklediyor ki sanki bir masalcı teyzenin eteklerinde modern zaman masalı dinliyorsunuz. Büyülü gerçekçiliğin amaçlarından biri de bu galiba. Nasıl ki masal-mesel bir ibret aynası olarak yüzyıllarca dinleyeni inisiye etmenin bir aracı olmuşsa modern insanın da arınmak için modern zaman masallarına ihtiyacı vardır belki. Geleneksel masaldan modern masalı ayıran temel özellik ise insanı ahlaki çıkmazlara düşürürken başka başka ağlar kullanmasıdır herhalde. Bekliyorsunuz ki kitapta kişiler ayrıntılı tahlil ve tasvir edilsin, olmuyor. Kişilerin yalnızca yapadurduklarını okuyor ve karakter tip tahlilini siz anlatılanlar üzerinden yapmaya çalışıyorsunuz. Kişilerin sürekli bir devinim halinde oluşu da romana öyle bir ritim kazandırmış ki, yaşanması gereken her şey yaşandı bundan sonraki sayfalar niçin yazıldı acep diye soruyorsunuz kendinize... hayır kitap aynı hızla son cümlesine, Atiye başını tahtalı köyün tahtalarına vurana kadar devam ediyor. Romanda adı geçen herkesin hikayesi ayrı ayrı naklediliyor, sizin hiç dikkatinizi çekmeyecek kişinin bile başından geçenleri espirili ve anadolu insanına has doğallıkla sanki anlatıcıyla dedikodu yapıyormuşsunuz gibi hissederek öğreniyorsunuz. Yanlış inanış ve gelenekler yine aynı samimiyetle masum masum size anlatılıken kah kahkaha atıyor kah acı acı tebessüm ediyorsunuz. Bu kitabı okumadan önce otobiyografik bir roman olduğunu bilmiyordum fakat okurken bunu bir şekilde
Edebiyat
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · İletişim Yayınevi · 201310,8bin okunma