Sayın yargıçlar, aslında sizler de ölüm karşısında iyimser olmalı ve şu gerçeğe inanmalısınız: İsterse sağ, ister ölü olsun, erdemli bir insan için kötülük yoktur ve tanrılar onun sorunlarıyla ilgilenmekten hiç kaçınmazlar. Benim sorunlarım kendiliğinden ortaya çıkmadı, ama şimdi ölerek insanlara özgü sorunlardan kurtulmanın benim için daha iyi olacağını açıkça görebiliyorum. İşte bu yüzden ilahi işaret hiçbir şekilde bana engel olmaya çalışmadı ve işte bu yüzden beni oylarıyla mahkum edenlerle aleyhimde suçlamada bulunanlara hiç kızgın değilim. Aslında mahkumiyetime karar verirken ve beni suçlarken [ulvi bir] niyetleri yoktu, bana zarar vermek istiyorlardı ve bundan dolayı suçlanmayı hak ediyorlar. Ancak onlardan tek bir ricam olacak: Beyler, oğullarım yetişkin olduğunda, paraya ya da başka bir şeye erdemden daha fazla önem verdiklerini görürseniz, benim sizi rahatsız ettiğim gibi sizler de onları rahatsız edip cezalandırın. Bir hiç oldukları halde kendilerini bir şey sanır, yapmaları gerekenleri yapmaz ve hiçbir değerleri olmadığı halde bir değerleri olduğunu düşünürlerse, benim size yaptığım gibi onları eleştirin. Böyle yaparsanız, hem ben hem de oğullarım, sizden hak ettiğimiz karşılığı almış oluruz.
Artık ayrılma vakti geldi çattı, ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. Hangisinin daha iyi olduğunu sadece tanrı bilebilir.