berivan

Sayısızdır sanrılar
10/10
·213 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2020 20:54
'On iki yaşımda beni kapattıkları bir tavan arasında tanıdım ben dünyayı açıkladım insanlık komedyasını. bir şarap mahzeninde öğrendim tarihi. bütün kadınlarına rastladım eski resim ustalarının bir kuzey kentinin gece şenliklerinde.' Böyle diyor rimbaud kendi için. Kitabın başında çevirenin belli notları bir de rimbaud'un yaşamı kısmı var. Kısacık yazın hayatına bu kadar çok şey sığdırabilmesi öyle çok hak ettiğini düşündürüyor ki yüceltilmenin. Kitap yalnızca bir şiir kitabı değil aynı zamanda birçok iç döküşü de barındırıyor içinde. Bazı cümlelerde bu yaşamın hamını bu kadar haslet edinmesi dert salıyor insana. Sadece durup bununla dert sahibi olunabilirmiş gibi. Cehennemde bir mevsim kısmı o denli unutulmayacak gibi ki sanırım uzun zaman kalacak içimde. Kolay okunabilir bir kitap değildi zannımca ancak şiir denince bunun bu kadar her şeyiyle içe alınmış olması yeterince cezbediciydi. Bir yerde şey diyordu 'benim üstünlüğümü sağlayan şey kalbimin olmamasıdır.' Yirmi bir yaşında şiiri bırakmasıyla ilgili birçok rivayet dolaşıyor hala bile. Galiba en tatmin edicisi 'rimbaud'an sonra ne yazılabilirdi' idi. Sayıklamalar bölümü defalar kere okuyacağım ne kadar zaman geçerse geçsin hem de. Asla normal karşılanamayacak olan bu yüksek imgelem sekanslarına nasıl sahip olduğunu çok düşündüm. Kendine büyük lanetli büyük kıyacı diyor. Kıyacı yani cani. Kıyacı bir deli bakire.
Ben Bir BaşkasıdırArthur Rimbaud · İmge Kitabevi · 2019336 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Anlaşılmayacak hiçbir zaman hem de
Ağlamadan dillerim dolaşmadan yumruğum çözülmeden gecenin karşısında şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı üzerime yüreğimden başka muska takmadan konuşmak istiyorum. Şehre neden esmer ve dölek yüzümle döndüm dağlardan kar vakti tarlaları kımıldatan soluğum niyedir sarmalasın vites dişlilerini defneler, nakışlar yok alnımda neden. Ağlamadan etimin iğneli beşiklerde bıraktığı izlere aldırmadan o mavi korularda ve dibektaşlarında bırakıp sözlerimin kalıntılarını açıkça konuşmak istiyorum. Besbelli ki leşler koruyor şehrin bedenlerini göğsünün kafesinde yalnızca pasak biliyorsun korkutulmuş bir kızın yüreğinden fışkıran beyaz güvercinleri sabahın köründe kalkan tirenlerdeki nefret hergün aynı kalafat yerine çekilmenin nefreti bunları bütün bunları biliyorsun dağlardan dönüyorsun o sağır yamaçlardan çevik bacaklarını getiriyorsun, ne çiçek ne de ninni boz şayaktan poturun dağlarda ne güzeldi şehre varınca artık meşinler giymelisin
Gitmiyoruz. Buradan yollara düşelim gene, kötülüğümle yüklü, akıl çağımdan bu yana acı köklerini böğrüme süren, gökyüzüne yükselen, beni yenen, beni yerlere çalan, beni yerlerde sürükleyen kötülüğümle. (...) Kime kiralayacağım kendimi? Hangi hayvana tapınmam gerek? Hangi kutsal surete saldırmalı? Hangi kalpleri kıracağım? Hangi yalanı desteklemeliyim? - hangi kanda yürümeli Ah! Öylesine kimsesizim ki herhangi bir kutsal surete sunuyorum sevgilerimi, yetkinliğe doğru
Dürüstlüğü üzüntü veriyor bana dilenciliğin. (...) Kendimi hep bu geçmişte düşünüşüm son bulmayacak. Ama her zaman yalnız; kimsesiz; dahası hangi dili konuşuyordum ben? Anlıyorum, ve pagan sözcükler olmaksızın düşüncelerimi açıklayamadığıma göre, susmak isterdim.