İnsan kendinde bir şeyin olduğuna inanırsa, ister olumlu olsun ister olumsuz, bunu yansıtacak şekilde davranır. Sürekli onu başkalarına gösterir. Bu başlangıçta ruhun yarattığı bir şey olsa bile, önce başkaları için gerçek olur, sonra da kendi için.
Çelişkili olarak, bizi özgür bırakabilecek olan şey sınırlarımızın farkında olmamızdır. Ancak onları tamamen kabul edebildiğimiz zaman gelişebilir, yaratıcılığımızı ilerletebilir ve hatta büyük işler başarmaya bile başlayabiliriz. Sınırlarımızın en büyüğü, en kaçınılmaz olanıysa ölümdür… Yaşamımız gerçek anlamda ancak bir gün öleceğimizin farkına vardığımız ve bunu tamamen kabullendiğimiz gün başlar.
Başarı sinir bozukluğu olanlara verilen bir ayrıcalık mıydı? Ona sahip olmak için vazgeçilmez olan insanüstü iradeyi kendinde bulabilmek için hasar görmüş bir egoya sahip olmak şart mıydı?