Şimdiye kadar tarihin büyük bir bölümünde, bir azınlık çoğunluğa hükmetmiştir. Bu hâkimiyeti gerekli kılan, hayatın güzelliklerinin sadece azınlığa yetecek kadar olup, çoğunluğa kırıntıların kalmasıdır. Eğer bu azınlık güzelliklerin tadını çıkarmak ve bunun da ötesinde çoğunluğun kendine hizmet etmesini, kendisi için çalışmasını istemişse gerekli şart şuydu: çoğunluk itaat etmeyi öğrenmeliydi.
Akıl dünyayı terk etti ve dünya bunu ona ödetiyor. İnsan nereye doğru gittiğini hergün büyüyen bir açlıkla öğrenmeye çalışırken, dur durak bilmeden geleceğin ne gibi olanaklar getireceğini de sordu kendisine.