İnsan en nihayetinde bir ada değil midir? Bir ada kadar tek başına, bir ada kadar kimsesiz. Öte yandan tek başına ve kimsesiz olmanın aslında tamamıyla kötü olmadığı fikri kuşatıyor beni. Zira tek başına olmak beraberinde özgürlüğü getirdiği gibi, kimsesiz olmak derinlere inmemize olanak sağlar.
Gece gündüz demeden sayfalarca okuduğu çocukluk dönemlerindeki gibi, okumak istediği kitapları yanına yığıp kimi zaman kıkır kıkır gülerek kimi zamansa kendini kaptırmış bir ifadeyle romanların dünyasına dalıyordu.
Hanımların Dikkatine, Seray Şahiner’in gündelik hayatın görünmez baskılarını kadın karakterler üzerinden anlattığı çarpıcı bir öykü kitabıdır. Aynı gün içinde geçen dokuz farklı öyküden oluşan eser, reklamların, televizyonun, toplumsal beklentilerin ve erkek egemen dilin kadınların hayatına nasıl sızdığını ironik ama oldukça gerçekçi bir dille gösterir. Şahiner’in en güçlü yanı, sıradan görünen insanların iç dünyasını çok doğal bir konuşma diliyle aktarabilmesidir. Kitaptaki karakterler; aşk, yalnızlık, ekonomik sıkışmışlık ve toplum baskısı arasında kalırken okur onların hayatına dışarıdan değil, sanki içlerinden biriymiş gibi yaklaşır. Özellikle kadınların “iyi eş”, “iyi sevgili” ya da “makbul insan” olmaya zorlanması kitap boyunca ince bir eleştiriyle işlenir. Dil sade olmasına rağmen alt metni güçlüdür; mizah ve hüzün çoğu zaman aynı cümlede buluşur. Bu nedenle kitap yalnızca kadınların yaşadığı sorunları anlatan bir öykü derlemesi değil, aynı zamanda modern şehir hayatının insan psikolojisini nasıl şekillendirdiğine dair toplumsal bir gözlem niteliği taşır. Seray Şahiner’in samimi, sert ve yer yer alaycı anlatımı sayesinde eser kolay okunan ama etkisi uzun süren bir kitap hâline gelir.
Keyifli okumalar...