"Sonra içime ve hatta dışıma kapandım. küsmek gibi bir şey.
Bir çeşit gölge fesleğeni.
Bir çeşit olmayan hayat.
Zaten hiçbir şeyi kararında bırakamamak ve ortasını bulamamak gibi bir sorunum var benim.
Epeyce göçebe yaşadım, sadece iki valizim oldu. bir yığın insan tanıdım.
Ama hep yalnızdım.”
İnsan gariptir ki her daim böyle yaşayıp gideceğini sanar.
O Hiç yaşlanmayacak, hiç çirkinleşmeyecek, hiç düşmeyecek ve hiç ölmeyecektir …
İnsan hep ister, hep karşılık bekler. En iyi hayat onun olmalı, en iyi binek en iyi mesken ve dâhi iyi olan her ne varsa hepsi onun olmalıdır.
Bu onun doymak bilmeyen nefsinin, Kanâat nedir bir türlü öğrenemeyen benliğinin ürünüdür.
İnsan hep bekler,
Bir adım,
Bir ses,
Bir hareket,
Hatta öyle ki Rabbisiyle bile konuşurken “- bana bir işaret gönder” der.
“Bana bir işaret gönder ki, bileyim beni gördüğünü” ( hâşa, sümme hâşa...)
Bilemiyorum ne zamana kadar devam edecek bu ahvâllerimiz.
Ne zaman hiçbir karşılık beklemeden iyilik yapabileceğiz.
Ne zaman hiç tanımadığımız birine gülümseyecek, anne babalarımız yanımızdayken kıymetlerini bilecek ve Ne zaman eşlerimize huzur vereceğiz, ne zaman iyi birer anne baba ve çocuk olabileceğiz.
Ne zaman anlayacağız birbirimizi…
Ne zaman?
Hangi ikindisinde ömrün ?
Kaynak: youtube.com/watch?v=_E5Hsay...
Vera - Hubb