Anjali Sachdeva’nın ilk öykü kitabı olan Tanrı’ya Verdikleri Adlar her biri birbirinden farklı temada oldukça gizemli ve güzel 9 öyküden oluşuyor. Yazar toplumsal gerçekleri değiştirip fantastik bir dille kaleme almış bu öyküleri. Her bir öykü genişletilip üstüne roman yazılacak konulara sahip bence. Öykülerin konusundan kısaca bahsedecek olursam; Gecenin Dünyası öyküsünde çalışmak için uzun süre evden ayrılan bir adamın karısının bir mağara keşfedip orda kaybolması, Cam-Ciğer’de çalıştığı fabrikada bir kaza sonucu ciğerlerine mikro camlar yapışan adamın kızıyla beraber Mısır’a arkeoloji kazısına gitmesi, Logging Gölü’nde kamp yapmaya giden bir çiftin başına gelen esrarengiz olaylar, Kral Katili’nde John Milton’un Yitirilen Cennet’i yazarken meleklerle konuşması, Tanrı’ya Verdikleri Adlar’da Nijerya’daki Müslümanlar tarafından kaçırılıp zorla alıkonulan iki hristiyan genç kızın başından geçenler, Robert Greenman ve Denizkızı’nda bir denizkızının büyüsüne kapılan denizci, Manus’ta evreni ele geçiren uzaylıların halkın ellerini kesip yerine mekanik eller takmasından ve son olarak Ülker öyküsünde de karı-koca iki genetikçinin laboratuvarda birbirine eş yedizler üretmesi anlatılıyor.
Gördüğünüz gibi hepsi apayrı dünyalar apayrı hikayeler. Ben bir öykü sever olarak büyük keyifle okudum. Alışılagelmiş öykülerden fazlasını okumak isteyenlere tavsiye edebileceğim bir kitap oldu.
Kitap aksiyon macera aşk dolu. Çok güzel kurgusu var. Ustelik yazarın üçüncü yani olgunluk eseri diyebiliriz. Betseller Çok satanlar tarzında ve akıcılıkta kitap.
ManissaA. Bahri Akkoç · Ark Kitapları · 20192 okunma
Tecavüzü Konuşmamız Lazım kitabına ilk denk geldiğim zaman, yazarın kendi de tecavüz mağduru olması ve kitabın içeriği dolayısıyla dikkatimi çekmişti, lakin tecavüz hakkında yazılanları okumak güç olacağı için kitabı almayı erteleyip durmuştum. Evet, mahvedilen hayatlara şahit olurken çok zorlandım. Ama bu kitap hem ebeveynler hem de kız erkek ayırt etmeksizin gençler tarafından da okunması gereken bir yapıt.
Kitabın önsözü Avukat Fatoş Hacıvelioğlu tarafından kaleme alınmış. Tecavüz konusunda Türkiye'de yaşanan mağduriyetlere, gerçeklere ve istatistiklere değinmiş. Hayatımda ilk defa bir önsözü okurken mental olarak bu kadar zorlandığımı hatırlıyorum. Tecavüz suçu, tecavüz eğilimleri üç maymunu oynayarak geçiştirebileceğimiz bir sorun değil. Erkektir yapar zihinyetiyle ya da suçu mini etek giydiği, sarhoş olduğu, geç saatlerde dışarıda bulunduğu için mağdura atmakla cinsel suçların üzerini örtemeyiz. Tecavüz erkeğin seçimi ve tercihi. Hâl böyleyken suçu kadında aramak ataerkil topluluğun beraberinde getirdiği bir dayatmasıdır. Erkeklerin neden tecavüz ettiğini konuşmadan tecavüz hakkında konuşamayız. Ne yazık ki bunu göz ardı ettiğimiz yetmiyormuş gibi bir de toplum olarak mağdurları yargılama hakkını kendimizde buluyoruz. Şunu iyi anlamak gerekir, mükemmel değiliz ve yanlış kararlar alabiliriz. Ama cinsel tacizin sorumluları sadece tecavüz etmeyi seçenlerdir.
Kitabın yazarı Sohaila Abdulali, 1980 yılında 17 yaşındayken Hindistan’ın Mumbai şehrinde bir çetenin tecavüzüne uğramış. Uğradığı tecavüzden üç yıl sonra sessiz kalmayarak Hindistan’da yayımlanan feminist dergi Manushi için bir makale yazmış. Tecavüzü Konuşmamız Lazım kitabında hem yazarın hem de dünyanın dört bir yanında sesini duyurmak isteyen mağdurların maruz kaldıkları acıya, çöküntüye, adaletsizliğe tanıklık edeceksiniz.