nurbanu

nurbanu
@maqamless

nurbanu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.·
2025 49. kitabı
Tarık Tufan
8.2/10 · 4.065 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yazmak bazen kelimelerin önünde acıdan kıvranmaktır.
Kutsalını yitiriyor, metafizik gerilimini kaybediyor kent. Her şey plastiğin kokusuz ve cansız yüzeyinde kayıp gidiyor. Asfalt yağmuru reddediyor. Toprak ölüyor. Kent kendi intiharını seçiyor. “Tanrı öldü!” diye bağırıyor adam. “Onu kendi ellerimizle öldürdük!” Buz kesiyor ortalık ve herkes kendi parmak izini gizlemeye çalışıyor. Bir acıyı haykırıyor adam ve diğerleri küfrediyor. Çalınmış kutsalına ağlıyor adam. İnsan elinden çıkma sahte ahlakın boğuculuğuna isyan ediyor her lafın başında. Kendi tükenmişliğine, çaresizliğine, tedirginliğine, delirmesine… Ne kadar vurdumduymaz davranıyorlar! Nasıl bu kadar umursamaz olunabilir böylesi bir yitirişe? Yamyam tanrıların gösterişli cehennemine böylesi özenmeler neden? Bu kirli gülümsemeler nereden yapıştı yüzümüze? Allahım ellerimi bırakma lütfen! Bize kendini göster. Ruhumuzu ısıt ve bizi koru.
Çabucak bitsin diye gözlerimi sımsıkı kapadığım geceler. Takvim yapraklarının kıyıcı umursamazlığı. Kundaktan henüz çıkmış yüzü kırışık çocuklar. Yaşanmışlığından bile emin olamadığımız, bir öyküden çaldığımız güneşli günler. Güleryüzlü kumruların mesken tuttuğu evlerimiz ne zaman yıkıldılar? Zaman nerede durdu? Sen hangi çağın gökyüzünde kaldın? Hani gözleri dolar ya birden! Şimdi yasa koyucuların alçaltıcı bakışlarına rağmen ağlayacağım. Duyduğum ve gördüğüm her şey gözyaşım için birer sebep olacak ve ben bütün bu sebeplerin ne kadar küçük şeyler olduğuna aldırmayacağım.