Hakan

"Yaşamı dans ettirecek kadar müziğimiz kalmamıştır içimizde, işte bu"
Reklam
"Ne kâğıt yeter ne kalem, Mesut sanmam için kendimi. Bunların hepsi... Hepsi fasa fiso. Ne takayım, ne tekneyim. Öyle bir yerde olmalıyım, Öyle bir yerde olmalıyım ki, Ne karpuz kabuğu gibi, Ne ışık, ne sis, ne buğu gibi..."
"anlamıyorsunuz, diyordu. yaşamak çekilmez bir şeydir derken, herkesin sandığı gibi, parasızlığı, hastalıkları, başarısızlıkları filan anlatmak istemiyoruz biz. yaşamanın kendisi saçmadır, anlıyor musunuz, bizim bu dünyada neden bulunduğumuza hiçbir kandırıcı gerekçe gösterilemez."
Beğeninin ilk beylik sözü her zevksizin kendini kınanmaya karşı kollamak için düşündüğü önermede yatar: "Herkesin kendi beğenisi vardır." Bu demektir ki, bu yargının belirlenim zemini salt özneldir (keyif ya da acı), ve yargının başkalarının zorunlu onayı için hiçbir hakkı yoktur.
"döndüğümde üzerimde bir başkasının giysileri olacak. bir başkasının adıyla çağrılacağım. dönüşüm beklenmedik olacak. ve sen o tereddütlü gözlerle bana bakıp "sen o değilsin." diyeceksin. sana öyle işaretler göndereceğim ki bana inanacaksın. sana bahçendeki limon ağacından söz edeceğim. ay ışığıyla aydınlanan küçük pencerenden. sonra vücudun ve aşkın işaretlerini göreceksin. vücudun ürperti içinde yukarı odamıza çıkarken de bir kucaklaşmayla diğeri arasında, öpüşmeler arasında sana yolculuğumu anlatacağım. bütün bir gece boyunca ve ardından gelen bütün geceler boyunca bir kucaklaşmayla diğeri arasında aşkın iniltileri arasında sana tüm insanlığın bitmeyen öyküsünü anlatacağım."
Reklam