Hakan

Hakan
@marceljoyce
37 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
"Sonuçta varoluşun neden olduğu en büyük yorgunluk belki de insanın yirmi yıl, kırk yıl boyunca, hatta daha bile uzun süre, aklı başında kalmak için harcadığı o olağanüstü çabadır, basitçe, derinden kendi, yani tiksindirici, dehşetengiz, saçma olmamak uğruna. Baştan veri olarak elimize tutuşturulan şu aksak ikinci sınıf insanı, sabahtan akşama kadar hep küçük evrensel ideal, birinci sınıf bir insan olarak sunmak zorunda kalmamız ne de büyük kabus."
Reklam
“Çocukça düşüncelerimizle rahatça ağacın karşısında duramazken akşamları ağaç böyle uğuldar. Ağaçların düşünceleri uzundur, nefes araları fazladır ve dinlenmek için çok duraksar. Bizden daha fazla sürer ömürleri. Daha akıllılardır, tabi onları dinlemediğimiz sürece. Ancak onları dinlemeyi öğrendiğimizde, düşüncelerimizin çocuksu aceleciliği ve kısalığı tarif edilemez bir keyif verir. Ağaçları dinlemeyi gerçekten öğrenen artık ağaç olmayı istemez. Kendisi dışında başka bir şey olmayı arzulamaz. Ev budur. Mutluluk budur."
"... yaşadık sanırız oysa gerçekte ölmüş gitmişizdir. tümünden bir ders aldık deriz ama olan biten itiş kakıştır sadece. bakarız, tasarlarız ama baktığımız ya da tasarladığımız her şeyin elimizden kayıp gittiğini seyretmek zorunda kalırız, egemenliğimiz altına almayı ya da en azından değiştirmeyi planladığımız dünyanın da elimizden kayıp gittiği gibi, geçmişin ve geleceğin de elimizden kayıp gittiği gibi, kendi kendimizin elimizden kayıp gidişi gibi ve zamanla her şeyin bizim için imkansız olacak olması gibi. Hepimiz bir felaket halet-i ruhiyesinde yaşarız. Yapımız anarşiye eğilimli bir yapıdır. İçimizdeki her şey sürekli kuşkunun gözetimindedir. Ortada eblehlik olsun ya da olmasın, her şeyde katlanılmazlık vardır. Temelde dünya, ne açıdan bakarsak bakalım, katlanılmazlıktan ibarettir. Dünya bizim için durmadan daha katlanılmaz olur. Katlanılmaz olana tahammül edişimiz, her birimizin hayat boyu işkence ve eziyete olan yeteneğidir, bir iki ironik unsur vardır insanda, mantıkdışı bir dangalaklık, geri kalan her şey iftiradır.”
"...onları anladığımı ancak büyüklük taslayarak söyleyebilirim, tıpkı kendimi anladığımı ancak büyüklük taslayarak söyleyebileceğim gibi, oysa kendimi gerçekten de hiç anlamış değilim bugüne
"Bu insanların, annenle babanı kastediyorum, demişti, abonelikleri yalnız tiyatro ve konser için değildir, yaşamlarına da abonedir onlar, tıpkı tiyatroya ya da iğrenç bir komediye gider gibi giriyorlar her gün yaşamlarına ve yaşamlarına gitmeye utanmıyorlar, tıpkı itici ve sadece yanlış seslerin hakim olduğu bir konsere gitmeye utanmadıkları gibi ve yaşamlarını yaşamaları gerektiği için yaşıyorlar, bu yaşama sahip olmak istedikleri, yaşamak onların tutkusu olduğu için değil, hayır, anne babalarından dolayı abone oldukları için yaşıyorlar. Tıpkı tiyatrodaki gibi kendi yaşamlarında da yanlış yerde alkışlıyor, tıpkı konserdeki gibi kendi yaşamlarında da hiç sevinç çığlıkları atılmayacak yerde sevinç çığlıkları atıyor ve içtenlikle gülmeleri gereken yerde küstah suratlarını itici bir biçimde buruşturuyorlar. Tıpkı abone oldukları için gittikleri oyunların birer felaket ve en düşük düzeyde oluşu gibi yaşamları da felaket ve en düşük düzeyde."
Reklam