bu bir film olsaydı, ölmeden önce dramatik ve içten bir konuşma ya da büyük bir yüzleşme şansına sahip olurduk. ben ona dertlerimi dökerdim, o da bana pişmanlıklarını itiraf ederdi. içimizdeki her şeyi ortaya döktüğümüz bir kavga eder ya da barışırdık. her durumda bir kapanış yapmış olurduk.
fakat bu bir film değildi, gerçek hayattı. bu da bazen yarım kalan şeylerin tamamlanmayacağı anlamına geliyordu.