“Bir Dilek dile”
“Seni. Yalnızca seni diliyorum, Balkan Kızı”
Marteniçka ayı geldi, Mart ayı bana artık her zaman Barut Ulu ve Talia Boratav demek. İsimsiz Asker ve Balkan Kızı
Gagavuzlar arasında Türk dünyasında büyük önem verilen Nevruz bayramı, Nevruz adıyla kutlanmaz. Bununla birlikte Türk dünyasındaki Nevruz Bayramı’nı kutlaışıyla Gagavuzlar’ın “ilkyaz yortusu “arasında büyük yakınlıklar vardır. Bunu biraz açmak gerekirse, Hristiyanlıkta ilkyaz mart ayındaki yortuları büyük koruca yani paskalya orucuna denk düşer. Dinsel bakımdan oruç zamanı şenlik
ve bayram yapılmaz. Ama Gagavuzlar hem bu Örücü tutar hem de adetlerini kültür hayatlarına uydurup ilk izin gelmesini kutlarlar. İlkyaz yortusu , yeni ve eski takvime göre mart ayının 1/14 günüdür. Bugün Gagavuz kadınları sabahın erken saatlerinde, evlerinde genel bir temizlik yaparlar. Sabahtan kırmızı kumaşı veya kırmızı erkek kuşağını evin saçağına basarlar. Akşamdan hazırlanmış, örülmüş kırmızı ve beyaz yün iplikten Marteniçka; kısmetli, sağlıklı ve bereketli olsunlar diye çocukların ve kızların ellerine, küçük hayvanların boynuzlarını ve boyunlarına, meyve ağaçlarının dallarına bağlanır.
İçeceğimiz suyu bardağımıza İçeceğimiz kadar koymalı, bardağı ağzına kadar doldurup birazını içip kalanını dökmemeli. Hulâsa içerken de israftan kaçınmalıyız.
Biz bileklik takarız Marteniçka (Martenitsa). Kırmızı-beyaz bileklik 1 Mart geldiğinde. Uğur getirir sağlık sağlamlık. Leyleği gördün mü çıkartırsın ya bir taş altına koyarsın ya da ağaca bağlarsın. Leylek görmediysen mart sonunda çıkartırsın. Bizim kızılcıklar kurudu mu biz çıkartır bağlarız.
Dilek mi tutacaktım? Bu kız böyle şeylere inanıyor muydu? O kadar heyecanlı ve istekliydi ki bu tavrından dolayı ondan gözümü alamıyordum. Gözlerimi dudaklarındayken tek düşündüğüm onu öpmekti.
Buradan çıkmayı ve onu öpmeyi diledim.
O marteniçka dediği beyaz ve kırmızı ip hâlâ bileğimde duruyordu. Hiç çıkartmamıştım.
Ev idaresi, günümüzde ev ekonomisi olarak da ifade edilir ve somut veriler üzerine inşa edilir. Biz ise ev idaresi olarak ifade ettiğimiz bu manayı bir evin kalbi gibi görürüz. Bu yüzden ev halkının sadece zahirî tutumları değil, manevi durumları da ev idaresinde önemlidir. Nasıl ki kalp tüm bedeni ayakta tutar, evin idaresi de aile fertlerinin huzurunu, güvenini, düzenini ve maneviyatını ayakta tutar. Bu idarede en önemli iki ölçü, israfın terk edilmesi ve itidalin gözetilmesidir. İsraf, görünüşte rahatlık sunsa da uzun vadede nimetlerin bereketini azaltır. İtidal ise hem eşyada hem ilişkilerde düzeni ve huzuru beraberinde getirir.
*İsrafın görünür ve görünmez çehresi*
Evlerimizde çoğu zaman farkında olmadan bir şeyleri israf ederiz. Sofrada artan yemekler, kullanılmayan kıyafetler, gereksiz tüketilen su ve elektrik bunların açık örnekleridir. Fakat israf sadece maddeyle sınırlı değildir; ev halkının birbirine ayırmadığı vakit, boşa harcanan saatler, ertelenen işler de zaman israfıdır.
Bugün modern dünyanın getirdiği en büyük imtihanlardan biri de dijital alanlardaki israftır. Bazı araştırmalara göre Türkiye'de yetişkinler günde ortalama altı saatini ekran karşısında, gençler ise dokuz saate varan sürelerle vaktini telefon ve bilgisayar başında geçirmektedir. Sadece günlük sosyal medya kullanımı ise üç saate ulaşmıştır. Bu tablo, zamanın nasıl sessizce elimizden kayıp gittiğini göstermektedir. Oysa zaman boşa harcandığında geri getirilmesi mümkün olmayan çok değerli bir nimettir.
*İtidaldeki incelik*
İtidal, harcamada ve yaşama biçiminde denge demektir. Aile fertlerinin sorumluluklarını paylaşırken birbirini yormaması, görevleri ölçülü dağıtması, misafir ağırlarken gösterişe kaçmadan cömertliği koruması, çocukların taleplerini değerlendirirken onları şımartmadan