Meryem..

Meryem..
𝒍𝒆 𝒗𝒆𝒏𝒕 𝒔𝒆 𝒍è𝒗𝒆, 𝒊𝒍 𝒇𝒂𝒖𝒕 𝒕𝒆𝒏𝒕𝒆𝒓 𝒅𝒆 𝒗𝒊𝒗𝒓e ..it is what it is..
"Yaralanmışsın..." Sesinde ille de bana acımış gibi bir ifade yoktu. Patisini yaralayan bir köpek yavrusuna veya bir kavgada orası burası yırtılan bir kediye karşı da aynı hisleri duyabilirdi. Ben onun Charlie'si olduğum için değil, Charlie'si olmama rağmen yumuşamıştı.
Sayfa 278·Kitabı okuyor
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
SONUNDAA işte bu harikasın, sayfalardır bunu bekliyoruzz konuş
"Sorun, sevgili profesör, zeki bir insan olduktan sonra bile beni kafesin içinde tutmak ve özlemini çektiğiniz onuru size kazandıracak şekilde gerektiği zaman sergilemek istemenizden kaynaklanıyor. Ama şu işe bakın ki, ben de bir insanım." Öfkeliydi ve onun bu kavgaya son vermek ile beni bir kez daha yere sermek arasında gidip geldiğini görebiliyordum. "Adil davranmıyorsun, her zamanki gibi. Sana her zaman iyi davrandığımızı biliyorsun. Senin için elimizden geleni yaptık." "Evet, her şeyi yaptınız, beni bir insan olarak görmenin dışında. Deneyden önce benim bir hiç olduğumu söyleyerek durmadan böbürlendiniz ve şimdi neden öyle yaptığınızı anlıyorum. Çünkü eğer ben bir hiç idiysem, beni yaratan kişiler siz oluyordunuz ve bu da sizi benim efendim ve patronum konumuna getiriyordu. Minnet duygularımı günün her saatinde göstermediğim için bana içerliyorsunuz. Ama ister inanın, isten inanmayın ben size minnettarım. Ama benim için yaptıklarınız - harika şeyler olmakla birlikte - size bana bir deney hayvanıymışım gibi davranma hakkını vermez. Ben şimdi bir bireyim ama o laboratuvara adım atmadan önce Charlie de öyleydi. Şoke olmuş gibisiniz! Evet, aniden benim her zaman - daha önce de - bir birey olduğumu anladınız, öyle değil mi? Ve bu sizin zeka düzeyi 100'den düşük olan kişilerin üzerinde durmaya değmeyeceğine dair olan inancınıza ters düşüyor. Profesör Nemur, bana baktığınızda vicdanınızın sizi rahatsız ettiğini düşünüyorum."
Sayfa 261·Kitabı okuyor
Öff öfff yeterrr tutarsızlıkkk, ayrıl o zaman kardeşim
"Ve seni seviyor," dedi Alice. "Hayır o herkesi seviyor," diye ısrar ettim. "Ben onun için sadece koridorun karşı tarafındaki komşusuyum." "Sen ona aşık değil misin?" Hayır anlamında başımı salladım. "Sen hayatımda sevdiğim tek kadınsın."
Sayfa 246·Kitabı okuyor
Korkuyorum, bu iyiye işaret değil kesinlikle
Algernon artık labirentte koşmayı reddediyor; genel olarak motivasyonu azalmış durumda. (...) ... Onu o minicik bantların altında kıvranırken görünce, sanki kendi kollarım ve bacaklarım da bağlanmış gibi hissettim. Öğürmeye ve boğulur gibi olmaya başladım. (...). Kendimi onunla özdeşleştirmekten vazgeçmem gerek.
Sayfa 244·Kitabı okuyor
"... bunlar buradaki çocuklara kendilerinden bir parça vermekten korkmayan kişiler." " 'Kendilerinden bir parça vermek' derken ne kastediyorsunuz?" "Para ve malzeme verebilecek olan sürüyle insan var, ama vaktini ve sevgisini verecek insan çok az çıkıyor. Bunu kastediyorum." Sesi haşinleşmişti. Odanın karşı tarafındaki kitap rafının üzerinde durmakta olan bir bebek biberonunu gösterdi. "Şu şişeyi görüyor musunuz? Kollarına yetişkin bir adamı alıp bu şişeyle onu beslemeye hazır olan kaç kişi tanıyorsunuz? Veya bir hastanın onu baştan aşağı idrar ve dışkıyla sıvaması riskini göze alabilecek?"
Sayfa 242·Kitabı okuyor