İsminin hakkını vererek “beyaz” ile kaplanmış bir kitap. Yazar kimi zaman beyazın saflığını, şeffaflığını ve huzurunu ön plana çıkarıp kimi zamansa çaresizliği, hüznü ve karamsarlığı hissettirdi. Beyazın artık o kadar da berrak hissettirmediği bir evreye attı beni. En baştan itibaren hayata tutunamayan ablasına karşı duyduğu hisleri ve iç çatışmasını okurken bunun yanı sıra çevreyi, hayatın bazı inceliklerini ve insanın kendi içindeki kırılganlıkla yüzleşmesini de aktarıyor. Özellikle en başta annesinin "Ölme, yalvarırım ölme" haykırışının, kitabın sonunda vedaya dönüşürken "Ölme. Yaşamaya devam et" şekline dönmesine bayıldım.
Kitap okuma sürecimin yavaşladığı bu zaman diliminde, başka bir kitabı okurken bu eseri de yanında yavaş yavaş okuyup sindirerek ilerledim. Kısa bir mola olarak kullandım diyebiliriz ve işe de yaradı. Beni aşırı etkilemese de bu açıdan beğendiğim ve okunabilir bir eser oldu benim için.