“Duyuları olan ama duyguları olmayan bir adam, kimseye dokunamıyor, aşk ve nefret duyamıyor, egosu yok ve hayvanlarla konuştuğuna inanıyor. Bu hikaye, cinayetten daha ilginç bir hale geldi.”
“Zavallı kadıncağız! Beni bir kayadan daha duygusuz sanacak. Bunun üzerine birkaç damla gözyaşı gerekirdi ama, ben ağlayamam; bu benim suçum değil.”
Bir bardağa su koyarak parmağını daldırdı; yukarıdan, mürekkebin üzerine soluk bir leke bırakan iri bir damla düşürdü.
İnsan bir gün onunla karşılaşıyor, evet, birdenbire, hem de tam umut kesildiği bir anda. O zaman sanki ufuklar yarılıp açılır, sanki: “İşte geldi!” diye bağıran bir ses duyulur.