“Zavallı kadıncağız! Beni bir kayadan daha duygusuz sanacak. Bunun üzerine birkaç damla gözyaşı gerekirdi ama, ben ağlayamam; bu benim suçum değil.”
Bir bardağa su koyarak parmağını daldırdı; yukarıdan, mürekkebin üzerine soluk bir leke bırakan iri bir damla düşürdü.
İnsan bir gün onunla karşılaşıyor, evet, birdenbire, hem de tam umut kesildiği bir anda. O zaman sanki ufuklar yarılıp açılır, sanki: “İşte geldi!” diye bağıran bir ses duyulur.