Kudüs, maddi ve manevi bir kavşaktır. Her zaman mecburen yolumuzun üzerindedir. Bizi buluşturur, kendisi hakkında konuşturur, dert ya da deva olur. Kudüs'ü yok sayarak ne bugünü, ne yarını anlayabiliriz. Müslüman'ın siyasetinin ufkunda da o vardır, maneviyatının ufkunda da. Siyasetin miracı da, maneviyatın miracı da Kudüs'e uğramak zorundadır.
"İstanbul'dan geldim." Dünyanın yarısından çoğunda büyü etkisi yapan bir cümledir bu. Ama hele Balkanlarda, bu bir cümleden ötesidir artık: Hatıraları hatıralara, kalpleri kalplere, kaderleri kaderlere, şehirleri şehirlerin ecesine bağlayan bir paroladır.