hiç

Meslektaşlarıma...
Buradan MEB'de çalışan meslektaşlarıma seslenmek istiyorum. Lütfen, blok ders kapsamında insancıl davranabilme ve tartışma adabı ile ilgili bir içerik düzenleme önerisi getirilsin.Özellikle yetişme döneminin en önemli zamanı olan çocuklar için. Adı eğitim ve öğretim ama çocuklara ders içeriği dışında bir olgu aşılayamaz olduk. Tartışmanın zıt görüşlere sahip bireyler arasında olduğunu (Adı üstünde, tartışma! Elbette ki farklı görüşte olacağız.), amacın karşıt görüşleri birbirlerine kabul ettirme, tabiri caiz ise tırnak çıkarma, kavga ortamı yaratma, birbirlerinden uzaklaşma olmadığını, belirli bir ahlak ve görgü seviyesinde yapılması gerektiğini öğretmenin yanında... En güzel yanının tartışma bitip kendi başımıza kaldığımız zaman, evet bu konuda doğru söylüyor olabilir demek yada bu görüşe hala katılamıyorum nedeni nedir acaba diye sorabilmek olduğunu da öğretmeliyiz.Altını çiziyorum amaç asla fikir değiştirme niyetli olmamalıdır. Tartışma bugüne kadar süregelen en mükemmel ve öğretici olgulardan biridir. Öfke problemine dönüştüren ve düşmancıl tavır takınmayı sergileyen gençler ve çocuklar olmaya başladı etrafımızda. Tartışma kültürünü de gençleri de kaybetmeyelim.
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir erkeğin korumasına ihtiyaç duyan kadın, ruhsal yönden ne kadar sağlıklıdır bilemeyeceğim. Ayrıca bu düşünceye sahip hemcinslerimin Kant'ın görüşünü desteklediğini düşünüyorum. Kant’a göre kadın : "Aklını kullanabilme yetisinden mahrum, sürekli güzelliği ve cinselliği ile ön plana çıkmaya çalışan, zayıf, başka birinin himayesine muhtaç varlıklardır. " Yazık.
Düşünce
Tarım ile birlikte :İnsan-Kral - Rahip Kral- Tanrı dönüşümü.
"Tanrıların insan niteliklerine ve kusurlarına sahip olduğu bir çağda, başka yerlerde kral, tanrı ile eş tutulmaktaydı. Fakat düşünceler sürse de insanlar ölürler. Bunun için ilk tarih belgeleri ölümsüz olduğu sanılan Güneş Kral'ın (Mısır'da) ölümünü açıklama çabalarıyla doludur. İşte şu ya da bu nedenle bir gün geliyor ve kral ölüyordu. Bu durum birkaç biçimde karşılanabilirdi. Yine, bir tanrı olduğu ve tanrılar ülkesine döndüğü iddia edilebilirdi. Son olarak da yerine geçen kimsede onun yeniden dirildiği, ruhunun şimdi daha genç bir bedene yerleştiği söylenebilirdi. Bu şıklardan birincisini seçen Mısırlıların mantık biçiminin ne olduğunu bilmiyoruz. Fakat krallarını çok özenle gömdüklerini ve bu özel iş için de marangozluk ve tuğlacıları ortaya çıkardıklarını biliyoruz. Cesenin mumyalanıp (tıp) hazinesi ile birlikte gömdükten sonra mezarın üstüne taştan, çok karmaşık bir anıt dikiliyordu. "
Sayfa 34 - Vay canına!
Alıntı
Mükemmelliğin de kaosun da başlangıcı:Tarım
Tarım. Bugün birçok kişi için hiçbir şey ifade etmiyor ancak şu an siyasetin,bilimin ve tanrının varlığını ona borçluyuz. Tarım, yerleşik hayatı zorunlu kılıyordu.Su ve havanın durumuna bakmaları gerektiğini fark ettiler. Alanlar genişledi, topluluk büyüdü, ilk başta ürünleri yabani hayvanlara karşı korumak için çakılan çitler (marangozluk) artık mülkiyet anlamını da içerir oldu. Kalabalık içinde yaşam zor ilerliyordu. Alan kavgaları baş göstermeye başladı. Suyun paylaşımı da önemli bir problemdi. Topluluğu yönetecek birine ihtiyaç duydular ve siyasete adımı attılar. Diğer yandan havanın değişkenliği, doğa olayları karşısında şaşkındılar.Biri veya birileri onlara kızıyor olmalıydı.Bunun üzerine tanrı kavramı baş göstermeye başladı. Tanrının gazabına uğramamak için çeşitli hediyeler, kurbanlar sundular.Bir süre sonra tanrı kavramı kral kavramı ile birleşti. Artık kral hem siyasi bir yönetici hem de bir rahipti. Bu düzenin kaynağının Mısır olduğu düşünülmekle birlikte Dünya'nın pek çok yerinde din, siyaset ve bilimin başlangıcı böyle oluştu.
İnsan
Plütark şöyle anlatır :
(Tarımcılığın, İsa'dan önce 5000 yıllarında Mısır'da başladığı kabul edilmektedir.) Osiris kral olunca, Mısırlıların hayvanlar gibi yaşadıklarını gördü. Onlara tarım sanatını öğretti, yasalar koydu, tanrılara nasıl tapmaları gerektiğini anlattı. (Kendisi sonradan baş tanrılardan biri oldu.)
Sayfa 29
Alıntı