Kvothe... beni Yoltaşında rüzgârın adını çağırmaya iten çocuk, tanımıyorsanız söyleyeyim, kızıl saçları, yeşil gözleri, beyaz teni belki bu kitapta çok yol kat ettiğimiz için bronzlaşmış teni olan, rüzgârın adını çağıran, şimşekler indiren... Ademlere giden Felurianla masallaşmış ama benim hep efsane olan Kvothem. Dediğim gibi efsaneler illa ki duyulur ve bir efsaneyi okuyoruz. Bilge adamın korkusu... bu kadar uzun sürede bitirmemin nedeni ilk başta günde 150 sayfa falan okuyordum, beş günde yedi yüzden fazla okumuştum ama sonra hayatımın en kötü günlerinden birine girdim, Haziran böyleydi ama Temmuzun başının böyle olması beni bitirdi. Bu yüzden uzun bir ara verdim ve bugün bitirdim. Bu kitapta Kvothemiz Üniversiteden ayrılıyor, bir mola gibi düşünün. Kitabın arkasındaki üniversiteden atılma mevzusunun burada geçeceğini düşünmüştüm ama hayır. Yazarımız sürekli bir yerlerden bir şeyler söylüyor ama asla bir şey anlatmıyor, işin ilginç kısmı bu. Çünkü duyduğuma göre seri üç kitaptan oluşacakmış ve bu kitapta neredeyse hepsinde Kvothe kendini geliştirip yolculuğa çıkıyor... bunların hepsi nasıl üçüncü kitaba sığacak acaba? Asıl merak ettiğim, şu an ki Kvothemiz otuzlu yaşlarda, yazar on yedi yaşındaki Kvotheyi bir kitapta nasıl oraya fırlatacak? Bu kitapta çoğu bölüm zaman atlamalıydı, çünkü yazarımız kitabın yetişmeyeceğini anlamış olmalı. Ben zaman atlamalı olayları sevmem, ilk başlarda gözüme çok battı kesinlikle ilk kitap daha güzeldi falan diyordum ama sonra buna alıştım gibi... bir de Kvothe bazı bölümlerde gözüme çok korkunç göründü, adamların gözlerini oyamalar falan... ama itiraf etmeliyim ki Ellie, Krin olayında Kvothenin yaptığın çok hoşuma gitti. İyi yaptı. Yüz otuzuncu bölümde falan göreceksiniz yanlış hatırlamıyorsam, o zaman bana katılırsınız. Bir de