Öyle olmuş, böyle olmuş. Bekleyenle bekleyenin beklentilerinin birbirine uymadığı çabuk anlaşılmış. Bir kadından diğerine geçilmiş, bir evden başka bir eve, bir işten ötekine, bir umuttan bir umuda, bir yıldan bir yıla. Ama yarın dediğimiz şeye ısrarla yüründüğünde illaki varılacak ferah bir düzlük değilmiş. Yaşamak, ağzında tuttuğu kendi kuyruğunun peşinde koşan bir köpek olmakmış. Zaten dünya yuvarlakmış, başladığı yere dönmek eşyanın tabiatıymış.