Selamlar herkese. Bugün, Mario Mazzanti’nin ‘On İçimdeki Katil’ kitabının yorumuyla sizlerleyim.
Rehabilitasyon merkezi alarmdaydı: Bir hasta, bir doktor ve iki görevliyi öldürüp kaçmıştı! Claps ve Sensi’nin birlikte çalıştığı ilk davaydı, Riondino. 7 yıl önce, iki kadını öldürmüş, bir kadın ise elinden kaçmıştı: O kadın sayesinde suçluyu yakalamışlardı. Bütün deliller adamı gösterdiği halde bir türlü suçunu itiraf etmiyordu. Sonra ilginç bir şey oldu: Hastanın gözleri dönüp, farklı bir kimliğe büründü. O artık Riondino yani kendi aralarında ‘yumuşak’ dedikleri kişi değildi. O, ‘Kurnazdı’ ve suçu işleyen ise ‘Hannibal’! Ve yıllar içinde 10 farklı kişinin daha olduğu anlaşıldı Riondino’nun beyninde. İki yıl önce doktorunun ‘zararsız’ raporuyla, özel bir rehabilitasyon merkezine yatırılmıştı. Ve şimdi oradan kaçarken ardında bıraktığı cinayetler bir bir artıyordu!
Claps ve Sensi, Riondino’yu tekrar ele geçirebilecekler miydi?
Yazarın bütün kitaplarını büyük bir heyecan ile okuyordum, bu kitapta da durum değişmedi. Katil belliydi ama onu, tekrar nasıl yakalayacaklarını okumak, en az katilin kim olduğunu bulmak kadar merak ettiriciydi. Ve bir insanda on farklı kişi! İşte bunu okumak, o karakterlerin kendi içlerindeki konuşmalarına şahit olmak tüyler ürperticiydi. Yazarın akıcı anlatımıyla kitap nasıl bitti fark etmedim ve sonu ise oldukça şaşırtıcıydı! Siz de polisiye-gerilim seviyorsanız, merakla okuyacağınıza eminim.