maviyorum

10/10
·176 syf.··
2020 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2020 10:25
Selamlar. Bugün Seda Demirtaş’ın yazmış olduğu TCG Dumlu’nun yorumuyla sizlerleyim. Tarih 04 Nisan 1953 saat: 02:15 yer: Çanakkale Nara Burnu... TCG Dumlu, NATO tatbikatlarına katılmış, başarılı bir şekilde geri dönüş yolundayken İsveç bandıralı Naboland ile çarpışma sonucu battı. Bu TRT’nin radyo anonsuydu! Sonrası ise bütün ülke için koca bir yasın başlangıcıydı. Kiminin annesi, kiminin eşi, kiminin çocuğu ve tabii ki koca Türk milleti göz yaşı döktü günlerce denizaltında mahsur kalan 22 kişilik mürettebat için. Halbuki onlar 86 kişiydiler: 5 kişi kurtulmuş, haber alınabilen 22 kişi kalmıştı... 22 asker, yüzeye gönderdikleri şamandıra ile yüzeyle bağlantı kurmuşlar, kurtulacaklarını ümit ediyorlardı. Saatler akarken yüzeyde askerleri kurtarmak için herkes elinden gelenin fazlasını yapıyordu. Her bir dalış yeni bir umuttu ama maalesef aşık oldukları deniz, yardıma gelenlere yüz çeviriyor, dalgıçların Dumlu’ya ulaşımını engelliyordu. Saatler tükenmiş ‘sigara içmeyin, türkü söylemeyin’ diyen ses, ‘artık sigara içebilirsiniz, türkü söyleyebilirsiniz' diyordu. Yapılacak bir şey kalmamış, TCG Dumlu kurtulamamıştı! Ve Fahri Korutürk deniz üzerinden suyun derinliklerine doğru inen bayrağa bakarak bağırdı: ‘Dumlupınar Komutanlığına... bu size son emrimdir. Rahat uyuyun evlatlarım!’ Beni her satırında çok etkileyen bir kitap oldu TCG Dumlu. Yazarımızın kaleminin güzelliği, içtenliği yanında en çok etkileyen tabii ki olayların gerçek olmasıydı. Her bir sayfayı hüzünle, acıyla, tüylerim diken diken olarak çevirdim. Sanki 22 mürettabat ile ben de nefessiz kaldım. Hepsinin bir umudu bir bekleyeni vardı: Üsteğmen İsmail kara gözlü nişanlısıyla evlenmenin hayalini kuruyordu. Leyla’sının tek korkusu ise sevdiğinin, beklediği tepeye ‘sonsuza kadar’ cevabının yollamamasıydı. Şimdi o
TCG DumluSeda Demirtaş · Akademik Kitaplar · 201912 okunma
Reklam

maviyorum

, bir kitap okudu
2/10
·172 syf.··
3 günde okudu
·
2020 46. kitabı
Anthony Burgess
7.5/10 · 113,2bin okunma
“Hocaya hürmet etmeyen zelil olur.”
Sayfa 98 - Türkiye İş Bankası kültür yayınları·Kitabı okudu
10/10
·367 syf.··
2020 41. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2020 23:55
Selamlar, keyifli pazarlar. Uzun bir aradan sonra çok keyifli bir tarihi kurgu okudum ve bu güzel kitabın yorumu ile sizlerleyim; Yüreğe Söz Geçmiyor. Simon Basset yani Hasting Dükü çok zor bir çocukluk geçirmiş, babasının ona düşmanca tavırlarını çekmek zorunda kalmıştı. Babası tarafından aşağılanan Simon, bir karar vermişti: Babasının çok değer verdiği soyadını devam ettirmeyecekti! Babası ölüpte İngiltere’ye geri döndüğünde, kadınlardan kaçmasının çok zor olacağını fark etmesi ise az bir zamanını almıştı. Daphne Bridgerton, sekiz kardeşin dördüncüsü, kızların ise en büyüğüydü. Daphne, annesi tarafından sürekli balolara götürülüp, damat adaylarıyla tanıştırılsada üç ağabey ile büyüyen Daphne, kendini onlardan kurtarmanın yolunu buluyordu. Tabii ki Daphne de evlenmek, çocuk sahibi olmak istiyordu ama bu tarz şeylere katlanmayı sevmiyordu. Leydi Danbury’nin verdiği partide tesadüfen karşılaşan Daphne ve Simon, ufak bir sohbetin ardından ikisinin de çıkarı olacak bir plan yapmışlardı: Bir süre beraber takılacaklardı! Daphne’nin en büyük ağabeyi Anthony’nin yakın arkadaşı olan Simon, bu teklifi yaparken başına gelebilecekleri düşünüyor muydu? Yazarın kalemiyle ilk kez bu kitapta tanıştım ve çok sevdim. Kadın ve erkek karakterlerin nahifliği çok hoşuma gitti. Sayfalar nasıl aktı, kitap nasıl bitti anlamadım. Aile bağlarının sağlamlığı çok güzeldi, Daphne böyle ağabeylere sahip olduğu için çok şanslıydı. Simon ise bir o kadar şansız. Çocukluğu kötü geçmiş olsa da kendini iyi yetiştirmişti genç adam. Ve farkında olmadan aşk hayatına sızmış, ‘yapmam’ dediklerini yapar olmuştu. Ama yine de verdiği sözü tutmakta kararlıydı! Peki aşk, sözünü tutmasına izin verecek
Yüreğe Söz GeçmiyorJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20192,399 okunma