Rumeysa GÖK

"Ölüm konusunda doğru bir bakış açısı geliştiren kişi kıymet verdiği birçok şeyin geçici ve anlamsız olduğunu fark eder, hırslarını kontrol ederek ve paylaşarak mutlu olmanın daha insanca olduğunu anlar." Kitabın ölümle ilgili kısmını okurken bölümü özetleyen Erdem Bayazıtın sözleri döndü aklımda ; Ölüm muhakkak Ve ölüm mutlak Tek kapısıdır ölümsüzlüğün.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sabır eğitiminde 'geçmiş' ve 'gelecek' kavramları önemlidir. Bazı kişiler geçmişle gereğinden fazla uğraşırlar. Oysa maziye takılıp kalmak, insana vakit kaybettirir ve sabrını zayıflatır. Ya da bunun tam tersine geleceği düşünmek suretiyle entelektüel enerjilerini dağıtanlar bugünü heba ederler. Bu noktada sabır yönetimi biraz da zaman yönetimidir diyebiliriz. Geçmişte bazı filozoflar taşın üzerine 'BUGÜN' yazarak odalarına koyar, zihinleri başka zamanlara kaydiğinda onu hatırlayıp yaşadıkları ana dönerlerdi.
Aslında sabır geciktirmek değil doğanın hızına uymaktır. Modern hayatın dayattığı "Acele et ki tuttuğunu koparasın " ikazı çok da doğru değildir. Çünkü tabiatın hızına uymayan İnsan, bunun bedelini arkasından koştuklarını kaybederek öder. Yaratılışa baktığımız zaman, çocuğun dokuz ayda doğduğunu görürüz. Demek ki sabretmek doğal olmanın gereğidir.
İnsan mutlu olduğu zaman bağışıklık sistemi kuvvetlenir ve buna bağlı olarak ten renginde turunculaşma görülür. Karşısındaki insan beyni ise bu ten renginden dolayı kişiyi çekici-güzel bulur. Yani beyinimiz sağlıklı ve mutlu insanları çekici bulur. Söylenecek çok şey var ama bence asıl mesele sevgide insan sevildikçe mutlu olur mutlu oldukça güzelleşir. Bu döngüye kapılıp gitmek mesele...