Meyra: Bir Bosna Hikayesi, Sinan Akyüz’ün son yayımlanan kitabı. Başında “Bu eser hayal ürünü bir roman değildir, tamamen gerçeklere dayanmaktadır.” uyarısının bulunduğu, benimse okurken bunların hepsinin bir hayal olmasını dilediğim kitap. Hani “bir solukta” denir ya, o cinsten. Kitap 621 sayfa, ben 2 günde bitirdim. İnsanı okurken tutup kolundan götüren bir kalemi var Sinan Akyüz’ün. Bu konuda aksini yaşayan biriyle henüz tanışmadım. Kitapla birlikte 20.yüzyılın en büyük trajedisine, Bosnalı Müslümanların soykırımına odaklanıyoruz. Herkesin gözünü kör edip, kulaklarını sağırlaştırdığı bir dönemde insanlar sırf Müslüman oldukları için vahşice katledildi. İnsanlık tarihinin belki de en karanlık sayfalarından bir tanesiydi. 3 buçuk yıl süren bu savaş yüzbinlerce masum insanın hayatını kaybetmesine, evlerini terk etmesine sebep oldu. Ciddiyetini daha iyi ifade etmek gerekirse; 10 bin kişi öldürüldü ve 56 bin kişi de yaralandı. Kitabın başladığı Srebrenitsa'da sırf 8372 kişi katledildi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yapılan en büyük katliam. Kitap eski kapı komşuları, yeni katilleri tarafında soyu yok edilen Boşnak iki aile ve onların yakınlarının hayatları üzerinden konuyu ele alıyor, bir belgesel niteliğinde. Aklınızın alamayacağı, almak istemeyeceği yakın gerçek bir hikaye. Mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
1992
“Eğer,” dedi Diba soğuk bir sesle, “buradan sağ kurtulursan, insanların neler yaşadığımızı bilmelerini istiyorum. Aşağılık Sırpların bize yaşattıkları unutulmasın. Tarih sayfalarına yazılsın.”
Bunlar Diba’nın ablası Meyra’ya son sözleriydi. İsteğin gerçekleşti Diba, huzurla uyuyabilirsin,uyuyabilirsiniz.
İyi okumalar, sevgiler