Aleyna

Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
Bir anneyle kızının yerlerini değiştiren Alzheimer’ı konu alan kitap; Ya Evde Yoksam. Yazar ayrı ayrı yaşanmış birçok olayı, alzheimer hastası Nebiş ve onun zamanla annesi rolünü üstlenen kızı Sevgi’nin hikayesi üzerinden sunmuş okuyucuya. Yazarın bu hastalığın seyrinde yaşanabilecek olaylara oldukça hakim olması, 18 yıl Türkiye’de sadece Alzheimer üzerine çalışmış olan tek nörolog olmasından kaynaklanmaktadır. ABD’de bu konu hakkında bilimsel çalışmalarına devam eden yazar, “Alzheimer Okulu” sosyal sorumluluk projesiyle ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya devam ediyor. Alanında çok iyi bir doktor olmasının yanında, bildiklerini sanatsal yolla okuyucusuyla paylaşmak konusunda da başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Kitap gün gün ilerlerken alzheimer hastası Nebiş’in bilinci gün gün geriliyor. Nebiş huysuzlaştıkça kızı Sevgi sakinleştiriyor, acıktıkça doyuruyor, kaçtıkça yakalıyor, pislettikçe temizliyor... Her yeni günde başka biri oluyor belki annesinin gözünde ama aslında yaptığı sadece annelik görmediği annesine anne olmak. Bir solukta okuyabileceğiniz bir kitap. Bir günlüğüne Alzheimer hastası bir kadının evine konuk oluyormuşsunuz gibi hissedeceksiniz. Okurken kitap için biraz daha geliştirilip filme uyarlansa nasıl olurdu diye düşündüm devamlı. Bence Nebiş ile kızı Sevgi’nin günlük hayatını izlemek de okumak kadar sürükleyici olacaktır.
Ya Evde YoksamSevda Sarıkaya · Hayykitap · 2017264 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·344 syf.··
2020 3. kitabı
Buket Uzuner’in “Tabiat Dörtlemesi” serisinin ilk kitabı: Su Dünyanın gerçek sorunlarını sorunu edinen gazeteci Defne Kaman’ın ortadan kaybolmasıyla başlayan kitap, ana 3 karakterin kaybolan kadını bulmak için geçtiği yollardan ilerliyor. Bu yollardan onlarla birlikte geçen herkesi şifreler, gizemler ve beklenmedik olaylar bekliyor. Bu şifreler bizi Kutadgu Bilig gibi önemli bir esere götürüyor ve bu yöneliş bence çok kıymetli-şeftali çekirdeği kadar- Yazar bu dörtlemesinde Eski Türk kültürüne ait bir inanç biçimi olan “Şamanizm” in üzerinde durup, okuyucusunu geçmişten günümüze yansımaları görünen bu inanç hakkında da düşündürüyor. Dolayısıyla da mitolojik birçok ögeye de yer veriliyor. Farkındalık yaratma, mesajlar verme amacı güden bu kitap 2000 sonrası Türkiye’ sine odaklanmayı da iyi biliyor. Bu dönemin özellikle sorunlarına direkt parmak basıyor; değişen doğa, HES projeleri, Türkiye’de kadın ve muhalif bir gazeteci olmanın zorluğu, mezhep farklılıklarından doğan anlaşmazlıkları, tüketim toplumu olmanın korkutuculuğu ve meydana getirebileceği aksaklıkları... Yazar bahsettiği her sorunu derinlemesine işlemese de, dikkatleri iyi çekiyor. Serinin şu anda 2.kitabı Toprak’ı okuyan biri olarak söyleyebilirim ki; asıl amaç da dikkatleri çekip okuyucuyu düşündürmek. Elde etmek istediğimiz her sonucu, gene kendi isteğimizin sahiciliğiyle doğru orantılı elde ediyoruz. Toprak,Hava diye devam eden serinin son kitabı Ateş’in de ilerleyen dönemlerde çıkması bekleniyor.
SuBuket Uzuner · Everest Yayınları · 20196,2bin okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2020 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2020 16:16
Mustafa Kemal ve annesi Zübeyde Hanım için yazılan ilk roman.🖋 . Umudunu Atatürk’ten alan gazeteci-yazar Tuna Serim’in kitabı. Zübeyde Hanım’a olan saygı ve sevginizin yanına çok fazla hayranlık duygusu da ekleyecek bir kitap; “Zübeyde Hanım Ve Oğlu”. Bu kitapta Zübeyde Hanım sadece “Atatürk’ün annesi” değil, mavi gözlerini dünyaya açtığından beri başka bakan, başka hisseden bir kadın aynı zamanda. Dört çocuğunu ve eşini peşi sıra toprağa veren, hayatı geride kalan 2 çocuğu-bilhassa “Paşam” diye sevdiği Mustafa’sı- olmuş yüreği merhamet dolu bir kadın. Tek korkusu geride kalan evlatlarını da kaybetmekti. Zübeyde Hanım’ın hayatı oğlu için korkmakla, onun yolunu gözlemekle, onun için dualar etmekle geçti. Korkusunun çok haklı bir sebebi vardı; vatanın durumu kötüydü ve oğlu Mustafa Kemal için vatandan daha mühim hiçbir şey yoktu, vatan uğruna her şeyi göze alacağını en iyi o biliyordu. Hasretin herkesi yaktığı zorlu günlerde, yüreği Mustafa Kemal’in hasretiyle yanan tek kadın annesi değildi; Fikriye ve Latife, ikisi de yalnız Mustafa Kemal’i sevdi. Bu üç kadın da bekleyebildikleri güne kadar O’nu bekledi, ama kavuşmak imkansızdı bunu onlar da biliyordu. Mustafa Kemal için aşkın adı vatandı ve vatan bekleyemezdi. . Bir kahramanın doğuşuna, Anadolu’daki kurtuluş destanına birlikte şahitlik ettiğimiz bu romanı yazarken İngiliz kaynakları da dahil olmak üzere 30’dan fazla kaynaktan faydalanmış, Tuna Serim. Bu da birçok farklı görüş ve bilginin bir araya gelmesi demek. Bu kitap benim için okurken Atam hakkında yeni şeyler de öğrendiğim bir yolculuk oldu. “Yolculuk” diliyorum çünkü bende Zübeyde Hanım’ın doğuşundan başlayıp giden bir yolculuk hissi uyandıran bir kitap oldu. . “Tükenmiş bir ülkeden yepyeni bir destan yaratan efsanenin romanı...” İyi okumalar, sevgiler
Zübeyde Hanım ve OğluTuna Serim · Destek Yayınları · 201764 okunma
Puan vermedi·628 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
Meyra: Bir Bosna Hikayesi, Sinan Akyüz’ün son yayımlanan kitabı. Başında “Bu eser hayal ürünü bir roman değildir, tamamen gerçeklere dayanmaktadır.” uyarısının bulunduğu, benimse okurken bunların hepsinin bir hayal olmasını dilediğim kitap. Hani “bir solukta” denir ya, o cinsten. Kitap 621 sayfa, ben 2 günde bitirdim. İnsanı okurken tutup kolundan götüren bir kalemi var Sinan Akyüz’ün. Bu konuda aksini yaşayan biriyle henüz tanışmadım. Kitapla birlikte 20.yüzyılın en büyük trajedisine, Bosnalı Müslümanların soykırımına odaklanıyoruz. Herkesin gözünü kör edip, kulaklarını sağırlaştırdığı bir dönemde insanlar sırf Müslüman oldukları için vahşice katledildi. İnsanlık tarihinin belki de en karanlık sayfalarından bir tanesiydi. 3 buçuk yıl süren bu savaş yüzbinlerce masum insanın hayatını kaybetmesine, evlerini terk etmesine sebep oldu. Ciddiyetini daha iyi ifade etmek gerekirse; 10 bin kişi öldürüldü ve 56 bin kişi de yaralandı. Kitabın başladığı Srebrenitsa'da sırf 8372 kişi katledildi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yapılan en büyük katliam. Kitap eski kapı komşuları, yeni katilleri tarafında soyu yok edilen Boşnak iki aile ve onların yakınlarının hayatları üzerinden konuyu ele alıyor, bir belgesel niteliğinde. Aklınızın alamayacağı, almak istemeyeceği yakın gerçek bir hikaye. Mutlaka okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. 1992 “Eğer,” dedi Diba soğuk bir sesle, “buradan sağ kurtulursan, insanların neler yaşadığımızı bilmelerini istiyorum. Aşağılık Sırpların bize yaşattıkları unutulmasın. Tarih sayfalarına yazılsın.” Bunlar Diba’nın ablası Meyra’ya son sözleriydi. İsteğin gerçekleşti Diba, huzurla uyuyabilirsin,uyuyabilirsiniz. İyi okumalar, sevgiler
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma