Ramazan, yaza gelirse, sıcaklık ve susuzluk, sonbaharda tabiatin geçici ölümü, kışın, kar ve soğuğun tabiat ve eşyayı tek tesirli bir idraka indirişi, insanda oruca şöyle ve böyle bir fark ilave eder böylece, yaşını başını almış bir müslümanda, geçmiş her yılın ramazanı, birbirine karıştırılmayacak şekilde farklıdır. Her ramazanın ayrı bir rengi, ayrı bir kokusu, ayrı bir biçimi vardır. Herbiri kökte ve temelde aynı olsa da, her yılın ramazan, mevsimlerin boyasına batıp çıka, hafızada fenomen değeriyle yaşar.
Bir de, bir günün, oruç bakımından kesitini alalım; zaman, içimizde, kalb çarpması gibi yürür..... İftara doğru yavaşlar, akşam birden hızlanır. Sabah, oruç günü, öbür günler gibi başlar; gittikçe değişir, farklılaşır...
Sonra güneş batar ve bir top patlar. Evin bütün görünüşü ve havası değişmiştir. Aile, ebedi bir tablo gibi sofranın başındadır. Sofrada dünya nimetleri, her günkü nimetler değildir sanki. Sanki, onlara ebedilik mayası karışmıştır. Sofra, sanki bir "maide sofrası"dır. Gökten inmiş bir sofra...