Gary, iyi bir psikiyatrist olmak hayattaki bankacılık, öğretmenlik vs gibi herhangi bir role alışmaktan farklı değildir. Kızını ilk kucağına aldığın anı düşün. Üstüne beyaz gömleği geçirdiğin ilk günden çok daha tuhaf hissetmişsindir kendini. Herkes ara sıra kendini rol yapıyormuş gibi hisseder. İşin anahtarı yoluna devam etmen ve o anda alabileceğin en doğru kararı almandır. Hata yapmaktan korkma. Benim en çok öğrendiğim zamanlar, hata yaptığım ve hatalarımdan döndüğüm zamanlardır.”
Bir Psixiatr Dismorfofobi xəstəliyi olan pasiyenti haqqında belə yazır;
Dismorfofobi ilk kez İtalyan psikiyatr Enrico Morselli tarafından, 1886’da tanımlandı. Bugün buna “vücut dismorfik bozukluğu” diyoruz. Bu kişiler fiziksel kusur gibi algıladıkları bir şeyi düzeltmek için bedensel modifikasyon isterler. Bu rahatsızlığın obsesif kompulsif bozuklukla bazı benzerlikleri vardır ve hastalar genelde aynı anda her iki hastalığı da yaşarlar. Bu insanlar bazen estetik cerrahiye bağımlı görünür ve ortaya geri döndürülmesi imkânsız tuhaf sonuçlar çıkabilir. Bu kişiler, semptomlar aşırıya kaçmadığı sürece, genelde kendilerine karşı ivedi bir tehlike oluşturmazlar.
Kenny’de bu semptomların bazıları vardı ama o aslında yine bununla bağlantılı ama bugün “vücut bütünlüğüne ilişkin kimlik bozukluğu” (İngilizce’de kısaca BIID) diye adlandırdığımız son derece ender bir rahatsızlıktan mustaripti. BIID’i olanlar vücutlarının kafalarında kendilerine ilişkin imgeyle örtüşmediğine inanır. İstenmeyen uzuvlarının çirkin olmasa da onları kusurlu ya da engelli yaptığını hissederler. Çoğu zaman uzuvları gerçekten kesilmiş insanları kıskanır ve bu hissettiklerinden çok utandıkları için bu konuyu hiç açmazlar. Çoğunlukla intihara meyilli değildirler, sadece uzuvlarının gitmesini isterler ve kendilerine seçimli ampütasyon yapacak bir cerrah ararlar. BIID hastaları bazen istenmeyen uzva, kesilmeyi gerektirecek kadar zarar verebilir. Kayda geçmiş bir vakada bir adam arabasını otomatik el kumandalarıyla donattıktan sonra istenmeyen bacaklarını kurtarılamaz hale gelene kadar buzda dondurmuştu. Ardından arabayı kullanarak hastaneye gitti ve orada bacakları mecburen kesildi.
Okuduğum en faydalı ve geç bitsin diye her gün 10-17 sayfa okuduğum kitaplardan biri kendisi.İçinde tablolar onların genel tarihi,Ressamı,analizi ve ayrıntıları eğlenceli bir şekilde okurlara anlatılıyor.Açıkası uzun zamandır böyle kitapla karşılamamıştım çünkü genelde ne kadar kitap kurdu olsak da kitapın 100-150 sayfa aralıkları biraz sıkıcı gelir.
Kendi adıma söyleye bilirim ki bir kere bile sıkılmadım.Sizi bambaşka yıla,kültüre ve sanat dünyasına götüren bir evren gibi.
Keyifli okumalar dilerim :)