Sırların Sırrı Dan Brown ile tanışma kitabımdı.
Eser, Katherine Solomon isimli bir akademisyenin bilinç üzerine yazmış olduğu kitabın basılmasının istenmemesi temelinde bir dizi aksiyonu ele alan, okurun “Kim, neden bu kitabının basılmasını istemiyor?” sorusuyla merak duygusunu cezbeden bir eserdir. Okur bu sorunun cevabını ararken kitabın konusu bilinç ile ilgili bilgi sahibi olur.
Açıkçası güzel başladı, merak uyandırıcıydı. Evet dil sade, ona şüphe yok ama akıcı mı tartışılır. Çok fazla bilgi yüklemesi yapılması, bu bilgilerin sürekli tekrarı, klasik okurun bilemeyeceği özel isimlerin uzun uzun açıklanması okuma seyrini yavaşlatıyor, iddia edildiği gibi gerilim romanı okuyormuşsunuz hissi vermiyor. Bilgileri öğrenmek tabii ki güzel, ancak gerilim romanı için fazla geldi. Zaten bu kitaba da gerilim romanı diyemem(şahsen), daha çok bilim ve aksiyon temelinde ilerleyen bir eser diyebilirim. Bir de ana konu olan bilinç ayrıklığı ve tanımı, benim zaten bildiğim, merak ettiğim için araştırdığım şeylerdi. Bu yüzden öznel bir yorum olarak beni bu açıdan etkileyemedi.
Kitabın bende kötü izlenimi, bu kadar uzun olmasıydı. Konu güzel, olaylar güzel, ancak 655 sayfaya gerek var mıydı? Bence en azından 400-450 sayfa gibi aralıkta olsaydı çok daha iyi olabilirdi.
Son olarak kitap okumaktan ziyade bir Amerikan filmi izliyor gibi hissediyorsunuz bazen, özellikle her şeyin ortaya çıktığı andaki mekanların tasviri öyle canlandı gözümde. Bir okur “Dan Brown sinemaya kolay uyarlansın diye bu teknikle yazmış” diye yorum yapmış, sanırım katılıyorum ona. 2 seneye filmi geliyormuş.
Meraklısına tavsiyedir