Çok yüzeysel,eski akademik ve samimiyetten uzak bir dil kullanılmış. Bazı cümleler çokça tekrarlanıyor. Okumaya gerek olmadığını düşünüyorum. Pratikte kullanılabilecek bilgiler içermiyor pek.
Türkiyenin 12 yıllık siyasi tarihi açısından harika bir kaynak. Yılmaz Özdil'in yer yer esprili diline bayıldım açıkçası. 2013'ten itibaren şimdiye kadarki olayların olduğu devam kitabı ve ardından gelen final kısmını sabırsızlıkla bekliyorum.
Sadece Sarılıp Uyuyacağız
Okuduğum en ters köşe kitap.Yarısından fazlasını okuduktan sonra hikaye ancak anlamlaşabiliyor.
Yaşadığımız nerdeyse her olaya ön yargıyla yaklaşıyoruz. Hayatta her yaşanılanın arkasında bir neden var ve yaşadığımız kötü olayların bile bizim için faydası var illa ki. Sadece biz bunu o an yaşarken farkedemiyoruz genelde. Bir şeyleri görmek için o şeyle aramızda azıcık bilr olsa mesafe olmalı ya. Bu yaşadığımız duygudan uzaklaşmaya başladıkça bir şeyler anlaşılacak, kafamızda yerine oturacak. Hayat yaşadıklarımızdan değil, yaşadıklarımızın ardında bilmediklerimizden ibaret büyük oranla.
Düştüğünde Kalkarsan Hayat Güzeldir
Kitap %90 olarak kadın erkek ilişkikeri üzerine yazılmış lakin kitabın adına bakınca şu soruyu soruyor insan;yaşadığımız zorluklar romantik ilişkilerimizden mi ibaret? Ki çok kalıpsal, geleneksel ve yüzeysel şekilde anlatıyor. Kesinlikle şunu yapmalısın bunu yapmalısın gibi gibi.
Duygular işin içerisine girmiyor pek.
Doğru olan şeyler tabi ki var cümleler içerisinde, bunun yanında halk arasında doğru bilinen yanlış ya da eksik şeyleri sanki bilimselmişcesine bahsetmiş.
Yazarın niyeti gün sonunda kendimize odaklanmamızı söylemek olsa da çok fazla halk ağzıyla insan ilişkisi ele alınmış ve z kuşağı olarak anne babamın yaşındaki insanlara hitap ettiğini düşünüyorum. Erkek aklıyla kurulan cümleler var, zihniyet de %70-80 olarak o şekilde.
İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?
Hiç Kimse:
İlber Ortaylı: "Falancanın nefis bir Fransızcası vardı."
Önceki kitabına yer yer atıfta bulunuyor ve eklemeler yapıyor. Birisinin bir özelliğini överken nefis kelimesini kullanması...
Bu adama herbokolog demekte sakınca göremedim.
İnsanın düşünmek için yalnız kalmasının öneminden bahsediyor. Kitap okurken, yürürken, trenle seyahat ederken yalnız kalındığı için düşünmek için güzel zamanlar olduğunu söylüyor. Tavsiye etmese de hapiste olmanın düşünmek için en iyi yalnızlığı sunduğunu tarihten örnekler vererek açıklıyor. Okurken düşünmeli, düşünürken rastgele/düzensiz bile olsa notlar almalı; yalnız okumalı ve okuduğunun tartışması toplulukla beraber olmalı. İnsanlar sosyal bir varlık ki topluluk içerisinde edindiği arkadaş etkileşimden en iyi öğrenmeyi sağlar.