Hayat, sevgili saf hayalperest arkadaşım, bütün hayat dev bir panayır çadırındaki tiyatro gibidir. İçindeki her şey sahtedir; aynalar yerine teneke kutular, mermer yerine boyalı kağıtlar, elmaslar yerine parlak taşlar vardır.
Buraya mı getireceksin ışığı? Neden? Maskeleri çirkin yüzlerden çıkarmak için mi? İnsanları rahat bırak. Bırak aptallar kendilerini bilge, köleler de dünyanın hükümdarı sansınlar... Sen 'ışık meşalelerinle', bilgelik meşalesiyle, vicdan meşalesiyle sadece hayatın sevincini bozarsın.
Ülke halkının çoğunluğunun bilgisizliğine ve edepsizliğine tahammül etmek ayıp, kültür meşalesinin aydınlattığı herkesin seyirci kalması ise suçtur. Devlet denilen varlık, üst katları geniş pencereli, yüksek tavanlı geniş aydınlık odalara sahip, alt ve Bodrum katlarında ise kasvetli, nemli, dar, neredeyse tamamen penceresiz, Büyük bir kale gibi görünmemelidir.
'İnsan yeryüzünün ve yeryüzündeki yaşamın efendisidir,' der Robinson. 'Sözlerle değil, kendi hayatıyla, yaptıklarıyla iz bırakır. İnsan, insanın dehası, bilge aklı ve sağlam idaresi doğanın tüm karanlık güçlerinden üstündür.'