Bir tartışma yaratmak isterseniz gençlerin artık güzel bir yaşama kolaylıkla mı yoksa zorlukla mı kavuştuklannı sorun. Hakem ayırmadan tartışmanın bitmeyeceğini garanti ederim
öfke ve nefret dolu bir insanlığa doğru doludizgin gidiyoruz. Bu çocuklar evlenmeyecek, aile kurmayacak, istikrarlı bir şekilde çalışmayacak ve medyanın kendilerine sunduğu hayalî değerlerle yetinecekler.
1950 lerde 14-16 yaşları arasındaki ergenlerin %12’si, "Ben önemli bir kişiyim" derken, 1980'lerde bu oran %80’e çıkıyor. 1968 ile 1990 arasında "Ben değerliyim" duygusundaki artış oranı ise %86!
Amerikan medeniyetinin etkisine maruz kaldığı oranda, atalarından ve ailelerinden gelen ahlaki değerlere karşı çıkıp isyan edecek. Bu değerlerin yitirilmesinin bedeli ise çok ağır: bulaşıcı hastalık derecesinde yaygın bir narsisizm/enaniyet, hayalî bir iyimserlik, gittikçe artan oranlarda genel kaygı "ve depresyon. "
Belki de onun yaşındaki genç kızlara özgü,doyurulmak için fırsat kollayan, birşeyler yapmaya yönelik o coşkulu gönüllülük halide bu düşüncesinde bir rol oynuyordu ve Grete bu yüzden, Gregor'un durumunu çok daha korkunç bir hale sokmak pahasına da olsa, düşüncesinde ısrarlı davranıyordu çünkü böylece onun için çok daha fazla şey yapabileceği kanısındaydı.