Giriş Yap

Jean M. Twenge

Yazar
8.0
135 Kişi
Tam adı
Jean Marie Twenge
Unvan
ABDli Akademisyen, Psikolog, Yazar
Doğum
ABD, 24 Ağustos 1971
Yaşamı
San Diego Eyalet Üniversitesinde Psikoloji bölümünde profesör olarak görev yapan Jean M. Twenge, iş değerleri, yaşam hedefleri ve gelişim hızı dahil olmak üzere nesiller arası farklılıkları araştıran Amerikalı bir psikologdur. iGen (2017), Generation Me (2006, 2014 güncellendi) ve Narsisizm Salgını (2009, W. Keith Campbell ile birlikte yazdığı) kitapları ile tanınır. The Atlantic dergisinin Eylül 2017 sayısında Twenge, 2012'den sonra gençler arasında zihinsel sağlık sorunlarındaki ani artışların arkasındaki en olası nedenin akıllı telefonlar olduğunu savundu. Twenge, George Carlin'in "televizyonda söyleyemeyeceğiniz yedi kirli kelime"nin Google Kitaplar'daki metinlerde 2008'de 1950'ye göre 28 kat daha sık kullanıldığını söyleyen 2017 korpus dilbilim analizinin ortak yazarlarından biri. Twenge, artışın, benliğin sosyal sözleşmeler üzerindeki egemenliğinden kaynaklandığını söyledi. Araştırmaları Time, Newsweek, The New York Times, USA Today, U.S. News and World Report ve The Washington Post ve Today, Good Morning America, CBS This Morning, Fox and Friends, NBC Nightly News, Dateline NBC ve National Public Radio'da yer aldı. Chicago Üniversitesi'nden lisans ve Michigan Üniversitesi'nden yüksek lisans derecesine ve doktora derecesine sahiptir. Eşi ve üç kızıyla birlikte San Diego'da yaşıyor.

İncelemeler

Tümünü Gör
384 syf.
·
9 günde
·
10/10 puan
Eğer kitap bu isim ve kapakla çıkmamış olsaydı eminim daha çok okuyucuya ulaşırdı. Son zamanlarda okuduğum en iyi "insanlığın geldiği nokta" ana temaları kitaplarından biri. 2000-2005 yılları arasında yazılmış olması ben de acil güncellenmesi gerek ihtiyacı duyurdu. Aynen öyle keşke yazar aynı olayları bir de şimdiki zaman için tekrar ele alsa. Keyifle okuyacağınızdan eminim.
1 yorumun tümünü gör
Reklam
384 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Gelişmiş Batı ülkeleri ve bu gelişmişlikten etkilenen tüm ülkelerde çokça dile getirilmeyen trajik sorunlar mevcut. Jean M. Twenge, kendisi de bir Amerikalı olmasına rağmen çok açık konuşmayı tercih ediyor. ABD’den tüm dünyaya yayılan, tarihte bir benzerinin yaşanmadığı kitlesel yozlaşma sürecini inceleyen Twenge, genç neslin hızla ve şaşırtıcı bir şekilde dengesini kaybettiğini dile getiriyor. Amerikan kültürünün etkisine maruz kalan toplumlarda atadan ve aileden gelen ahlaki değerlere karşı bir isyan haline vurgu yapan psikolog Twenge, değerlerin yitirilmesinin bedelinin ağır olacağı öngörüsünde bulunuyor. Durumun acı fotoğrafı ise şu: Bulaşıcı hastalık derecesinde yaygın bir narsisizm/enaniyet, hayalî iyimserlik, gittikçe artar oranlarda genel kaygı ve depresyon. Ben Nesli ABD’de yapılmış, 1,3 milyon genç hakkındaki bilgilere dayanan 12 araştırmanın sonuçlarını içeriyor. 1970, 1980 ve 1990′lardaki Ben Nesli diye adlandırılan genç insanlara odaklanıyor. Ben Nesli’nin niçin bu kadar özgüvenli ve iddialı fakat bir o kadar da depresif ve kaygılı olduğu sorusundan yola çıkıyor ve ayrıntılı araştırma sonuçlardan faydalanarak içinde yaşadığımız çağı fotoğraflıyor. Kitap zaman zaman farkına vardığımız, dile getirdiğimiz durumları sağlam kanıtlara dayandırarak karşımıza çıkartıyor. Örneğin hepimiz günümüz çocuklarının eski nesillere kıyasla daha fazla psikolojik problem yaşadığının farkındayız. Kitaptaki rakamlar bize bunun azımsanmayacak bir oranda olduğunu söylüyor. Texas’taki Tarrant County’de okul bölgesi raporları, 39 okulun %93′ü anaokulu çocuklarının beş yıl önceki çocuklara kıyasla “daha çok duygusal ve davranışsal bozukluk” sergilediklerini belirtiyor. Yine kitapta bahsedilen araştırma sonuçlarına göre, 1990′lardaki ortalama bir üniversite öğrencisi, 1950′lerdeki öğrencilerin %85′inden, 1970′lerdeki öğrencilerin %71′inden daha endişeli. Yaşları 9′a kadar inen çocukların endişeli olma hali, 1950′li yıllarda yaşamış çocuklara kıyasla çok yüksek. 1980′lerdeki normal okul çocukları 1950′lerdeki çocuk psikiyatrisi hastalarından daha yüksek miktarda endişeye sahip. 2001′de yapılan bir ankette, gençlerin %75′i bazen sinirli ve gergin olduğunu, bu oranın yarısı kadar genç de her zaman böyle olduğunu söylemiş. 2001′de her üç üniversite öğrencisinden biri, sürekli bunaldığını ifade etmiş. Bu oran, 1980′dekinin tam iki katı. Kitapta odaklanılan Ben Nesli dünyanın merkezine kendisini yerleştiren bir nesil. Toplum kuralları yeni nesil için anlamını yitiriyor, fedakarlık gibi değerler yerine “kendisi olmak” birey için en önemli değer haline geliyor. Medya aracılığıyla çocuklar sık sık “kendin ol, başkalarının ne düşündüğünü önemseme, bu senin hayatın” mesajlarını alıyorlar. Kitap “kurallara uymayın, neyle mutlu oluyorsanız onu yapın.” mesajı veren bir çok filme örnekler veriyor. Bunlar verilen mesajların farkında olmadan hepimizin beğenerek izlediği filmler. Gençler için yaşam artık bir “kişisel ifade biçimi” halini alıyor. Giyinirken, yerken, gezerken, evlenirken bile farklı olmak, kendilerini ifade etmek istiyorlar. Bir kendini ifade biçimi olarak estetik ameliyatlar ve piercing, dövme yaptırma yaygınlaşıyor. İnanç sistemleri de kişiselleşiyor. Kurumsallaşmış dine inanç zayıflıyor, cemiyet ve derneklere katılım azalıyor. Artık kendin olmak, kendini olduğu gibi ifade etmek, her şeyi açığa vurmak moda. Kitap, izlediğimiz pek çok dizi ve filmden bunun örneklerini sunuyor. Gençlik dizisi O.C’nin bir bölümünde 16 yaşındaki Seth, babası “Sözlerine dikkat et. Kibar olmaya çalışıyorum, beni anlamayı denemelisin.” dediğinde şu cevabı veriyor: “Hayır teşekkürler. Dürüst olmayı tercih ederim.” Kitaptaki araştırma sonuçlarına bakarsak, Ben Neslinin öz saygısı doruğa ulaşmış durumda. 1990′larda ortalama bir çocuk, Ben Nesli öncesi son zaman dilimi olan 1979′daki çocukların %73ünden fazla özsaygıya sahip. 1950′lerin başında 14-16 yaşlarındaki ergenlerin sadece %12′si “Ben önemli bir insanım.” fikrine katılmış. 1980′lerde ise ergenlerin %80′i önemli olduklarını iddia etmişler. Peki tüm bu sonuçlara rağmen neden gençler arasında yaygınlaşan saldırganlıkla ve türlü psikolojik rahatsızlıkla uğraşıyoruz! İçi boş bir öz saygı narsizmi tetikliyor olabilir mi! Öz saygı sandığımız kadar iyi bir şey mi! Gençlere her şeyi yapabilecekleri, hayallerinin peşinden koşmaları vaaz ediliyor. Ancak bu herkes için mümkün mü! Üniversite hazırlık öğrencileri, %98′lik bir çoğunlukla “Bir gün olmak istediğim yere geleceğim” sözüne katılmış. Beklentiler sınırsız ancak yaşam şartlarının bu beklentilerin gerçekleşmesine izin vermediği bir dünyada gençleri hayal kırıklıkları bekliyor gibi görünüyor. Kendini keşfetmek,sevmek, mutlu etmek, başkalarına bağımlı olmamak önemli hale gelmiş durumda. Ancak giderek yalnızlaşan ve kendi başlarına kalan gençler kendilerini ne kadar sevebilir!
384 syf.
·
Puan vermedi
Günümüzde liseye giden bir öğrencinin kaygı seviyesi, 1950'li yıllarda kliniğe yatırılan bir hastanın kaygı seviyesine eşdeğer. Son kuşak ergen grubuna dahil gençler dünyanın her yanında benzer psikolojik tavırlar sergiliyor. Oldukça yüksek şişirilmiş bir ego, hayatın tamamına yayılan ben merkezci yaklaşım, sarsılmaz gibi duran bir öz güven... Ama bunun yanında en küçük olayda patlak veren anksiyete krizleri, tahammülsüzlük, depresif bir ruh hali... İşte kitap buradan hareketle, psikolojik bir yaklaşımla gençlerde görülen bu dilemmayı sebepleri ile ortaya koyarak açıklamaya gayret göstermiş. Eser, bugüne kadar yapılmış en kapsamlı araştırmalardan birisine dayanıyor. Akademik perspektiften çıkarak ortaya konan analizler hem çocuk yetiştiren hem de çocuk/ergen psikolojisine ilgi duyanlar için ilgi çekici olacaktır. Kitap da anlatılan konuların sosyal hayatı da kapsayacak şekilde hazırlandığını da ayrıca söylemek gerekiyor ki; "Ben nesli" aynı zamanda sosyolojik bir eserdir. Keyifli okumalar dilerim.
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42