Bu iyi insanlar hayatı zaman zaman hastalık, para kaybı, kavga, bazen de iş gibi tatsız olaylarla bozulan bir dinlenme ve uyuşukluk ülkesi olarak görüyorlardı. İşe, atalarımızın günahlarının bir cezası diye katlanıyor, onu bir türlü sevemiyor, ondan elden geldiği kadar kaçınıyorlardı; düşüncelerine göre doğrusu da bu idi. Gam, kasavet nedir bilmiyorlar, zihinlerini derin fikir ve ahlâk sorunlarıyla yormuyorlardı.