Humeyra

3/10
·112 syf.··
2024 29. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2024 18:17
Geçen yıl evrenin yatışmaz yapısını büyük bi hayranlıkla okumuştum, bu kitapta da irice bir hayal kırıklığı yaşadım. Çok kopuk, editör yüzü görmemiş gibi. Yarım bırakmamak için kendimi çok avuttum ve atlaya atlaya okudum son kısımdaki bazı sayfaları. Zor bir metne karşı tahammülsüz olduğum için değil basbayağı kötü ve okunmaya değer olmadığı, açık bir ifadeyle zaman kaybı yaşattığı için. Mümkün öykülerin en iyisini geçelim mümkün bir öykü yok ortada. Bazı hikayelere hikaye demeye bin şahit. Arka kapakta söylendiği gibi ben de mümkün okurların en iyisi olmadığımı biliyorum fakat alelade de olsa bir okurum, ve alelade bile olsa yazar tarafından gösterilmiş bir özen bekliyorum...
Mümkün Öykülerin En İyisiAykut Ertuğrul · Ketebe Yayınevi · 2019233 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·160 syf.··
2024 23. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2024 02:50
bilge karasu ile tanışmak için sanırım doğru kitap buydu çünkü o kadar etkilendim ki pek adetim olmadığı üzere ikinci bir kitabına da hemen başladım. ilk yarısı beni resmen heyecanlandırdı, gerek kurgusunun sadeliği gerek din felsefesi özelinde sorduğu/sordurduğu sorular ile düşünce zeminimi hareketlendirmeyi iyi becerdi. bu meseleyi hristiyanlık üzerinden değil de islam üzerinden işlemiş olsaydı yine aynı ruhla okur muydum diye düşündüm sık sık. dili de son derece kendine has, çarpıcı. Türkçeye bu denli hakim yazarlarla tanışmak beni keyiflendiriyor. ikinci yarıda nedense yer yer bunalttı, ilk yarıdan sonra yavan geldi de denilebilir. ikinci kısmın da belki aşağı kalır yanı yoktur ama beni tutamadı, aynı ölçüde sarılamadım. yine de ilk yarının hatırına sonuna kadar tavsiye edilir...
Uzun Sürmüş Bir Günün AkşamıBilge Karasu · Metis Yayınları · 20192,173 okunma
6/10
·152 syf.··
2023 37. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2023 22:33
yazarın ilk kitabı olma özelliğiyle daha da şaşırttı, nevi şahsına münhasır bir öykücülük gibi göründü gözüme. neredeyse bütün hikayeler bir altın gününde teyzenin birinden şurada şu olmuştu, zamanında teyzemin kızı anlattıydı... gibi gibi, bir tanıdıktan dinlenebilecek potansiyelde, öylesine gerçek, öylesine hayatın içinden olaylardan oluşuyor. tamamen bizden, içimizden demem mümkün değil çünkü belli bir kesime odaklı. yine de işte o kesime kulak vermek, bir başkasının hikayesini dinlemek için güzel bir deneyimdi. edebi anlamda da sade bir üslup, yalın bir anlatımla karşılaştım. aç kaldım diyemem ama beni pek doyurmadı.
Bangır Bangır Ferdi Çalıyor EvdeMahir Ünsal Eriş · İletişim Yayınevi · 20183,493 okunma
6/10
·128 syf.··
2023 36. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2023 00:55
Fournier ile tanışma kitabım. Tanışmak için doğru bir kitap gibi görünüyor çünkü yazar bütün geçmişine ve tabiki kendisine otopsi masasından bakıyor. Otobiyografi yazmak için harika bir fikir değil mi ya? Bir insan otopsisinde bilinçli olsa neler düşünürdü acaba... işte benim kitabı okumamı sağlayan o marjinal soru da bu. Diğer kitaplarını okur muyum ya da okudukça kanaatim ne yönde değişir bilemiyorum fakat şimdilik kafasını sevsem de diline alışamadığım bir amcamız. Kendisinin komedyen olduğunu kitapta üst seviyede bulunan kara mizah dozundan da anlamak mümkün. Güldürmüyor ama duygulandırmıyor da. Yer yer samimiyetini sorguladım. Gerçekten entelektüel biri mi yoksa sadece öyle görünme çabasında mı? Bilemiyorum. Vicdan temizleme seansları ve kendiyle yüzleşme arasında gidip gelen bölümler vardı, kötü düşünmek istemiyorum. Yazarın fazla dürüst oluşundan ibarettir belki de. Başka bir düşünce sistemi ve çarpıcı fikirler, göz atmaya değer.
OtopsimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20252,907 okunma
Hayal Perdesi
10/10
·140 syf.··
2023 31. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2023 16:28
Sinema üzerine bir şeyler okumak istiyorum, hem çok dolu olsun hem de akademik bir anlatımla beni boğmasın diyenlere! Türk sineması özelinde beni dert sahibi kılan isimlerin başında Murat hoca geliyor. Kendisi kabullenemediğim ve ait olduğumu kati suretle reddettiğim bu dünyaya bakan bir pencere açarak seyre dalmamı sağladı, ben de bu seyir sayesinde Türk sinemasına karşı beslediğim ön yargıları yıkmaya başladım. Bu gün olmasa bile, Murat hocanın günün birinde fikirleriyle ve duruşuyla Türk sineması için gerçek bir ekolün kurucularından olacağına inancım sonsuz. Yüksek lisans tezinin karagöz hacivat ile ilintili olduğunu biliyor olsam da yüz küsür sayfalık bu tezi açıp okumaya pek niyetimin olduğunu söyleyemem fakat bu haliyle kitabı okumayı kendime borç sayarak okumaya başladım. Beklemediğim kadar anlaşılabilir ve sade bir dil kullanarak hem tezini bizim kolayca anlayabileceğimiz bir metne dönüştürmüş hem de sahip olduğu sinema deneyiminin bir miktarını bu kitap vesilesiyle bize aktarmış Murat Hoca. Sinema ve gölge oyunu özelinde hacivat karagözün ortak noktaları olan hareket üzerinden bir kıyaslamayla sıradışı bir bakış açısı sunuluyor. Bu bakış açısı her ne kadar hareketi merkeze alsa da, tasavvuftan tarihe, fotoğraftan ayna bahsine, “gerçek”ten gölgeye... Bambaşka meselelere değinerek sinemayı o yüce(!) sanat kürsüsünden hayatın içine, doğduğu yere, geri alıyor. Hacivat Karagöz'ün oyun oluşuna odaklanan bir bölümle başlıyor kitap. Yapısal incelemelerin ardından bir perde/gölge oyunu olan bu gösteriye nasıl da haksızlık ederek bir nostalji unsuru haline getirdiğimizi, ne kadar sığ baktığımızı, "bizim" olarak gördüğümüz bu oyun hakkında ne kadar fikirsiz ve bilinçsiz olduğumuzu idrak ediyor ve sinemayla olan özdeşlikleri karşısında hayrete düşmeye başlıyoruz.
Sinema
Yar Bana Bir EğlenceMurat Pay · Büyüyen Ay Yayınları · 20231 okunma