Sinema üzerine bir şeyler okumak istiyorum, hem çok dolu olsun hem de akademik bir anlatımla beni boğmasın diyenlere!
Türk sineması özelinde beni dert sahibi kılan isimlerin başında Murat hoca geliyor. Kendisi kabullenemediğim ve ait olduğumu kati suretle reddettiğim bu dünyaya bakan bir pencere açarak seyre dalmamı sağladı, ben de bu seyir sayesinde Türk sinemasına karşı beslediğim ön yargıları yıkmaya başladım. Bu gün olmasa bile, Murat hocanın günün birinde fikirleriyle ve duruşuyla Türk sineması için gerçek bir ekolün kurucularından olacağına inancım sonsuz.
Yüksek lisans tezinin karagöz hacivat ile ilintili olduğunu biliyor olsam da yüz küsür sayfalık bu tezi açıp okumaya pek niyetimin olduğunu söyleyemem fakat bu haliyle kitabı okumayı kendime borç sayarak okumaya başladım.
Beklemediğim kadar anlaşılabilir ve sade bir dil kullanarak hem tezini bizim kolayca anlayabileceğimiz bir metne dönüştürmüş hem de sahip olduğu sinema deneyiminin bir miktarını bu kitap vesilesiyle bize aktarmış Murat Hoca.
Sinema ve gölge oyunu özelinde hacivat karagözün ortak noktaları olan hareket üzerinden bir kıyaslamayla sıradışı bir bakış açısı sunuluyor. Bu bakış açısı her ne kadar hareketi merkeze alsa da, tasavvuftan tarihe, fotoğraftan ayna bahsine, “gerçek”ten gölgeye... Bambaşka meselelere değinerek sinemayı o yüce(!) sanat kürsüsünden hayatın içine, doğduğu yere, geri alıyor.
Hacivat Karagöz'ün oyun oluşuna odaklanan bir bölümle başlıyor kitap. Yapısal incelemelerin ardından bir perde/gölge oyunu olan bu gösteriye nasıl da haksızlık ederek bir nostalji unsuru haline getirdiğimizi, ne kadar sığ baktığımızı, "bizim" olarak gördüğümüz bu oyun hakkında ne kadar fikirsiz ve bilinçsiz olduğumuzu idrak ediyor ve sinemayla olan özdeşlikleri karşısında hayrete düşmeye başlıyoruz.