Herkese merhaba Bu kitabı okumama Gogol'un son kitabı olması ve "manik depresif bozukluk" sürecinde bu kitabı yazması, kitabı tamamlayamayıp bazı kısımları yakması, hatta intihar etmek istemesini öğrenmem neden oldu diyebilirim. Daha önce farklı kitaplarını da okuduğum yazarın son kitabını ve yaşadıklarını merak ettim. "Ölü Canlar" için de sonu yarım bırakıldığı için yaşamaya devam eden kitaplardan biri diyebiliriz.
Kitapta Çiçikov'un dönemin Rusya'sında ölü insanların kayıtlara geçmemesini fırsat bilip onlara hâlâ vergi ödeyen insanlardan ölü canları alması ve bu yolla zengin olmaya çalışması anlatılıyor. İlk başta Çiçikov’un yolculuğunu okuduğumu düşünürken ilerledikçe Gogol’un çok daha fazlasını anlattığını hissettim. Çiçikov’un “ölü canlar” üzerinden kurduğu plan bir yerden sonra yalnızca bir çıkar meselesi olmaktan çıkıp insanın kendini topluma nasıl sunduğu, görüntünün gerçeğin önüne nasıl geçebildiği ve insanların ne kadar kolay ikna olabildiği üzerine düşündürdü. En sıkıştığı anlarda bile zihninin hâlâ bir çıkar hesabı yapıyor olması ve bunun çocukluğundan beri şekillenmiş olduğunu gösterdi yazar. Özellikle daha küçük yaşta insanları okuyup kendini ona göre ayarlamayı öğrenmiş olmasını, babasının ve öğretmeninin yaklaşımlarından çıkarabiliyoruz.
Kitap boyunca Çiçikov farklı karakterlerde farklı insan hâllerini ele alıyor aslında. Kimi sakin ve nazik (Manilov), kimi temkinli bir kadın (Koroboçka), kimi kaotik (Nozdryov), kimi uyanık (Sobakeviç), kimi dağınık (Plyuşkin), kimi çalışkan (Kostanjoglo), kimi de net (General Betrişçev). İster istemez bugün de hayatımızda benzerlerinin hâlâ var olduğunu düşündüm; bazen bir yabancıda, bazen en yakınımızda.
Bir de Gogol’un ara ara okura seslenmesi hoşuma gitti. Bazı yerlerde kitabı okumuyor da yazarla sohbet