Okurken şunu farkettim. Üniversitede gösterilen öğretim yöntem ve ilkelerinin örnek aldığı şahsiyet peygamberimiz. Soru cevap yapılması, öğrenciye görelik ilkesinin benimsenmesi vs tamamen öğrenciyi aktif yapmak içindir ve daha iyi öğrenmesini sağlamak içindir. Peygamberimizin de hayatında bunu görüyoruz. Bir kez daha peygamberime hayran oldum.
Özgür olmak isteyenler, tüm prangaları kırmalıdır. Aksi takdirde özgür olamayacak, herkesin yaşadığı gibi yaşamaya devam edecektir. Özgürlük bedel ister. Ve özgür olmak isteyenler ödeyecekleri bedeli göze almalıdır.
Kitap gayet akıcıydı. Okurken ilkokul yıllarına döndüm.
Küçük Kara BalıkSamed Behrengi · Kapra Yayınları · 202036,8bin okunma
Kitabın çavdar tarlasıyla alakası yok. İsmiyle kendisine çeken kitaptı ama beklentimi asla karşılamadı. Benim için zaman kaybıydı. Çok fazla argo tabir vardı. Bu durumdan hiç hoşlanmadım.
Kendilerini sömüren insanlara başkaldıran hayvanların, bir zaman sonra kendi cinsinden olan hayvan liderlerinin sömürüsüne maruz kalmalarını anlatıyor, Orwell.
Kitabı Stalin'i baz alarak yazmış olsa da her döneme uyarlanabilecek, kişilerin değişip olayların ve söylemlerin aynı kalacağı bir olay örgüsü. Kitapta kendilerine yem vermeyi unutan Jones' a, hayvanların birlik olarak nasıl da devrim yaptıklarını ve kendi çiftliklerinin başına kendilerinin geçerek, bütün hayvanların eşit olduğu ilkesini benimseyerek çiftlikte bir takım kararlar aldıklarından ve bu kararları 7 Emir diye nitelendirdiklerinden bahsetmekte. Her ne kadar ilk zamanlarda bu emirlere uysalarda Snowball' i çiftlikten gönderdikten sonra bu emirlerde birer birer değişiklik yapılmış ve Napoleon kendisine uyarlayarak değiştirmiştir. Snawball,hiçbir hayvan yatakta yatmayacak dese de Napoleon kendi önderliği döneminde yatakta yatmış, hiçvir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyevek ilkesini Napoleon kendi çıkarları için hiçe saymış ve birçok hayvanı öldürmüştür. Giysi giymeyecek ilkesini giysi giyerek ihlal etmiştir. Napoleon yola hangi amaçla çıktığını, başa geçtikten sonra unutmuş ve kendini liderliğin verdiği gaflete kaptırmış, elinde gücü bulundurmanın vermiş olduğu güvenle 7 emiri kendi menfaatine göre değiştirmiştir. insanları başta düşman gören hayvanlar, en sonda insanlarla anlaşmalar yapıyorlar ve insanların domuz, domuzlarında insan olduğunu gördüm diyerek bu durumları eleştiriliyor.
"Şunu da unutmayın ki, insana karşı savaşırken ona benzememeliyiz. Onu alt ettiğiniz zaman bile, onun kötü alışkanlıklarını benimseye kalkmayın." İlkesiyle yola çıkmalarına rağmen ilkelerini terk ediyorlar.
Aslında bu kitabı günümüze uyarlamakta mümkün. Başımıza geçenler bir sürü vaad veriyorlar ama başa geçtikten sonra
Bir yanda sevgiye, şefkate aç bir çocuk; diğer yanda fakir bir aile.
Ailenin fakir olması çocuğa karşı şefkatsiz olmayı mı gerektiriyor? Bence hayır. Ama kitapta fakirliğin, iş bulamamanın acısı ufak bir çocuktan çıkıyordu. Yaramazlıklarının sonucunu dayakla ödüyordu. Annesi fabrikada çalışan Zeze, noel gecesi ayakkabılarını kapının önüne koydu ve sabahleyin baktığında noel babanın ona hediye bırakmadığını gördü, o esnada babasıda bahçedeydi ve Zeze' nin o halini gören baba daha da üzüldü. Sonuçta işsizdi ve zengin olmadıkları için Noel Baba(!) hediye bırakmamıştı. Bu Noel Baba diye uydurdukları şey aslında kapitalist sistemin bir hedefiydi. Kendi ülkelerindeki fakirlere bile acımıyor, sadece zenginleri baz alıyorlardı. Bu durumdan muzdarip olan Zeze bu duruma öfkeliydi. Bir gün zengin olacağını ve 12 çocuğunu tam bir çocuk gibi yetiştireceğini diğer 12 çocuğunu da bir meslek sahibi olacak şekilde yetiştireceğini ve bu çocuklarıyla noel gecesi, fakirleri de içine almak şartıyla tüm herkese oyuncak ve yiyecek birkaç şey dağıtmak istiyordu.
Yaptığı yaramazlıkşar sonucunda babası, ablası ve abiis taarfından şiddetle dövülen Zeze babasını öldürdüğünü ama bu öldürmesini bir bıçak kullanarak değil, onun iyiliğini istemeyerek yapıyordu. Baba bunu hakediyordu. Bir gün taşınacakları eve abisiyle giden Zeze kendine bir şeker portakal ağacını arkadaş olarak seçti. Onu çok seviyor ve olan biteni ona anlatıyordu ta ki Portugayla arkadaş olana kadar. Portuga, Zeze' ye çok değer veriyor ve seviyordu. Onunla balık tutmaya gidiyor, Portuga Zezeyi arabasına bindiriyor, okula götürüyordu. Ama ilk tanışmaları hoş olmamıştı. Zeze Portugaya karşı da haylazlık yapmıştı. Portugayla vakit geçire geçire çok sevdi.
Zaten Zezeninde sevmeye, sevilmeye ihtiyacı vardı. Portugayla aralarında bir bağ