bArış

saksıları devirdim - gözbebeğim (3)
Aklım tutulmuştu. Sabah güneşini tam arkasına alıp mavi tabure de oturmuŞtu. Benden bir cevap bekliyordu. Ben ise tüm gücümü toplayıp ve nabzımı biraz olsa da kontrol edip, Işık hüzmesinden gelen sese cevap vermek istiyordum. Kelimeler yan yana gelmiyor, heceler kelimelerden ayrılıp farklı farklı yönlere kaçışıyordu. Dilim bağlanmış dudağım kurumuştu. Günün eşi karşımdaydı. “Birde aval aval bakıyor. Bari baktığınız ben mi anlayayım. Gözlerimin rengini söyler misin”
Reklam
saksıları devirdim - gözbebeğim (2)
Odadan çıktım kağıdı buruşturup çöp kutusuna atacakken o iki çift göze rastlandım. Hipnoz olmuş bir şekilde göze doğru ilerlerken. “AAaa ne yaptığınızın farkında değil misiniz? Tüm saksıları devirdiniz.”
saksıları devirdim - gözbebeğim (1)
Stres demişti doktor uykusuzluğumun sebebine. “Stresten uzak durun” derken kedisinin elinin titrediğinin farkında değildi. Saçındaki saç kıran hastalığı aşırı stresin belirtisi değil miydi? Beynimi uyuşturmak için bir ilaç yazdı. Her zaman her doktordan aldığım geleneksel yasak uyuşturucu reçetem.
Siyah
Gözüne bir el lambası tutulan bir tavşan gibi yerimden bir adım ne ileri ne geri atabiliyordum. Işık hüzmesi o kadar şiddetliydiki gözbebeğim küçük bir noktaya dönüştü ve sonra her yer sim siyah oldu. Siyah bir gökyüzü, siyah bir zemin. siyahlaşmamış tek şey aklımda gezen sanrılarımın esintileriydi. “Güneş tutulmasında güneşe bakarsan kör olursun. Geçici körlük” “ o yüzden gözbebeğim dersin sevgiliye. Sevgili hep uzaktadır ve uzaktakini görmek için o nokta büyür büyür ve gözü kaplar” “Gözbebeğim……” Sanrılar uzaktaki yare yöneltince beni nefesim kesildi ve kendimi yere bıraktım. Bıraktığım yer saksıların tam ….
günün eşi
Aklım tutulmuştu. Sabah güneşini tam arkasına alıp mavi tabure de oturmuŞtu. Benden bir cevap bekliyordu. Ben ise tüm gücümü toplayıp ve nabzımı biraz olsa da kontrol edip, Işık hüzmesinden gelen sese cevap vermek istiyordum. Kelimeler yan yana gelmiyor, heceler kelimelerden ayrılıp farklı farklı yönlere kaçışıyordu. Dilim bağlanmış dudağım kurumuştu. Günün eşi karşımdaydı. “Birde aval aval bakıyor. Bari baktığınız ben mi anlayayım. Gözlerimin rengini söyler misiniz?”
Reklam