Aklım tutulmuştu. Sabah güneşini tam arkasına alıp mavi tabure de oturmuŞtu. Benden bir cevap bekliyordu. Ben ise tüm gücümü toplayıp ve nabzımı biraz olsa da kontrol edip, Işık hüzmesinden gelen sese cevap vermek istiyordum. Kelimeler yan yana gelmiyor, heceler kelimelerden ayrılıp farklı farklı yönlere kaçışıyordu. Dilim bağlanmış dudağım kurumuştu. Günün eşi karşımdaydı. “Birde aval aval bakıyor. Bari baktığınız ben mi anlayayım. Gözlerimin rengini söyler misin”