Mert Çalhan

Mert Çalhan
Masadayken gözümü kapatıyorum ve elimle bir ağacım gövdesindeki kabukları soyarken ki sesi duyuyorum. Kabukların sesini. Kabukları soyulma sesini. Gözümü kapatıyorum, masada karşımda oturan sevgilimle günlerce sabahlara kadar konuştuğumuzu görüyorum. Gözümü kapatıyorum; yediğimiz on binlerce şeyin tadını hatırlıyorum. Gözümü kapatıyorum; O Parkta bankta ilk kez birbirimizi öpüşürken dillerimizin birbirine nasıl sarıldığını hissediyorum.
Sayfa 156·Kitabı okudu
Reklam
Sağ işaret parmağındaki kırık tırnağıma bakıyorum; sanki 5 dakikada biraz daha uzamış gibi geliyor. Dişlerimin ucu ile usulca kesiyorum kırık kısmını. Biraz tadıp tükürüyorum kumlara. Ve bağırıyorum denize koşarken: 'AN Kİ FISKİYESİ SONSUZLUĞUN!'' Herkes duyuyor. Az önce komut kırdığım kırık tırnağım bile. Hep birlikte suyun içinde gülüyoruz ve dalgalara sarılıyoruz.
Sayfa 153·Kitabı okudu
Şişmanlığın daha 50 yıl önce bir zenginlik göstergesi olması ne kadar fantastik değil mi?
Sayfa 136·Kitabı okudu
Dünyanın bir ucundaki tanımadığım birinin fotoğrafının altına Az önce yorum bırakmasına rağmen, apartman kapısından çıkan komşunun sana Merhaba dememesi gibi.
Sayfa 134·Kitabı okudu
Tıpkı o andaki gibi huzurluyum ve tıpkı o andaki gibi gelecekten korkmuyorum. Ama tek bir fark var, bazı şeylerin sonu olduğunu artık biliyorum.
Sayfa 130·Kitabı okudu
Reklam