Her sabah bana diriliş komedisini ve her akşam mezara giriş komedisini oynatan, ikisi arasında da can sıkıntısı kefeninin azabından başka hiçbir şey yaşatmayan o fiiliyat utancından kurtarın beni... İstemeyi düşünüyorum ve her istediğim bana paha biçilemez geliyor. Melankolik tarafından kemirilen bir vandal gibi, bensiz ben hedefsiz yol alıyorum, bilmem hangi köşeye doğru ...
Ölüm aracılığıyla canlı olan biri, kendi hayatını nasıl hissettiğini sormaya cesaret edebilir mi? Mutluluğun cazibesine boyun eğdiğinde ise komedinin alanına girer.
Kusurlarından yararlanamayanları, eksiklerinden çıkar sağlayamayanları ve kayıplarıyla zenginleşmeyenleri haklı olarak horgörürüz; Tıpkı insan olmaktan ya da sadece olmaktan acı çekmeyen her insana horgördüğümüz gibi. Böylelikle birini " Mutlu " diye adlandırmaktan daha ciddi bir hakaret, ya da ona " bir hüzün temeli" affetmekten daha büyük pohpohlama olamaz... Neşenin hiçbir önemli fiile bağlı olmamasındandır bu; deliler dışında da hiç kimse yalnız başınayken gülmez
Cinsel ya da ruhsal bir anormallik taşıdığından hiç kuş kullanılamayacağımız saf dişi, içsel olarak bir hayvandan daha boştur; el değmemiş erkek ise "sersemliğin" tanımını tüketir.
Yolsuzluk devirlerindeki yıkımlar, ateşli devirlerin sebep olduğu salgınlardan daha az vahimdir; çirkef kandan daha hoştur; zaafta meziyetten daha fazla tatlılık, bozulmadı da bağnazlıktan daha fazla insanlık vardır.