Vıcık vıcık yüzeysellik yayan şu "kişisel gelişim" kitaplarının bağırıp durduğu "İstersen yaparsın!" sözü tam bir kandırmacaydı. İnsan ancak yapabileceğini isterdi. "İstemek" kavramı, "dilemek" ten ve "hayallere dalmak" tan farklı bir şeydi. Bedelini göze almakla, gereğini yapmakla ilgili bir şeydi.
En yoğun acılar gibi en kalıcı zannedilen mutlulukların bile değerinden eksildiği tecrübeyle sabit. Çünkü zaman var. Bir başka deyişle hazzı bitimli kılan, zamanın ta kendisi. Bu yüzden ebedi haz, yeryüzü kelimelerinde karşılığı bulunabilir bir olgu değil.
Bir çay fincanının dibinde kalan tortu, kullanım dışı kalmış ya da kapsama alanı iyice daralmış bir telefon numarası kadar varım ancak. Şekeri eksik bir Erzurum türküsü, ilk karı eksik bir sevinç kadarım.