z e y n e ب

z e y n e ب
@mcnn21
﷽ °•. °•. °•. Sürdüğün iz, âkıbetindir.. 17.03.2019 **Evli
CELLADINA NEDEN AŞIK OLURSUN?
Şiddete maruz kalmış kadınlar için yıllarca bir sığınma evi yönettim ve hayatımdaki en zorlayıcı deneyim bu oldu. Oradaki çalışanlar (kurtarıcılar) kurbanların kocalarından ya da sevgililerinden (zorbalardan) kaçmasına yardım ederdi. Kadın ve çocuklarını gizli yerlerde tehlikeli dramdan saklama sürecinde sıklıkla yer aldık. Eşinin işte olduğu saatleri denk getirme umuduyla kadınların eşyalarını polis eşliğinde evlerden kurtardık. Karısını ve çocuklarını geri almaya elinde silahıyla gelen adamlar oldu. Çocukların okula gitmeleri için gizli rotalar kullandık. Onları saklamaya ve "kaçırmaya" harcanan bunca enerjiden sonra kurbanların kaçınılmaz bir şekilde zorbaya yerini söylemesi işin bizi en fazla hayal kırıklığına uğratan kısmıydı. Genellikle kadınlar personelin haberi olmadan kocalarını gizlice telefonla arıyordu. Tabii hastaneden çıkınca veya morarmış gözleri iyileşince çoğunlukla kocalarına dönüyorlardı. O zamanlar şunu anlayamıyordum: Zorbalık yaptıktan sonra koca, "muhtaç durumdaki" karısı için hemen "kurtarıcı" durumuna geçiyordu. Karısının gönlünü almak için çiçek ya da çikolatalar getirip olanlardan ötürü ne kadar üzgün olduklarını söylüyorlardı. İşte sevgi ve acı bu noktada birleşiyor. Kurbanlar sadece sevgiyle acıyı birbirine karıştırmıyor; sevgiyle karşındakinin sana acımasını da karıştırıyor. Onların "sevgi” veya ilgi gösterebildikleri tek an karşısındakine acıdıkları an olduğu için bu ancak diğer kişi acı çektiğinde gerçekleşiyor. Aile içi şiddet kurbanı, bu "ilginin" bir şekilde devam edeceğini bilerek acıya bağımlı hale gelir. Aile içi şiddeti kötüleştiren tam olarak bu koşullardır. Sonunda kadınlar yine istismarcı ilişkilerine döndüklerinde, yardım edenler (kurtarıcılar) kendilerini çaresiz, kurban gibi hissederler. Sığınma evlerinde çalışan çoğu
Sayfa 68
Reklam
Bakmayın siz cimrilerin 'yokluktayım/darlıktayım' söylemlerine...
Onlar bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlardaki (hakların) dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir.Allah iyilik yapanları (ihsan sahiplerini) sever.» (168)
HİDAYET EN BÜYÜK ZENGİNLİKTİR, SÜRUR VESİLESİDİR
Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olan bir şifa ve mü'minler için de bir hidâyet ve rahmet geldi. De ki, Allah'ın bol ihsan ve fazlıyla, rahmetiyle, yalnız bunlarla sevinsinler. Bu, onları toplayıp yığmakta olduklarından daha hayırlıdır.» (yunus,57-58) İşte bu tür bir sevinç caizdir. Güzeldir, hoştur. Çünkü bu, hak ve daim olan bir sevinçtir, bu: «Onların toplayıp yığmakta olduklarından daha hayırlıdır. Şayet dünya ehli topladıklarıyla şımarıp sevinirlerse bu, pek doğru değildir. Çünkü hidayet nimeti çok daha büyüktür. Bununla sevinmek sevinçlerin en değerlisidir.
Sayfa 306
NEDEN PARÇA PARÇAYIZ?
d-Allah (c.c.) buyuruyor: Sen onları birlik sanırsın oysa kalpleri paramparçadır. Bu, onların gerçekten akletmeyen-düşünme- yen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir.» (106) Gerçekten de ayrılığa ve dağılıp parçalanmaya neden olan şey akılsızlık, düşüncesizlikten başkası değildir. Biz müslümanlara nis- betle akıl denince, nefsin Allah'ın kitabına arzedilmesidir. Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır: «Gerçekten Biz, akıl erdirirsiniz diye, onu arapça bir Kur'an olarak indirdik. (107) Müslümanlar, Allah'ın kitabına ne denli önem verirler ve ona ne kadar çok yönelirlerse, bunu hem anlama hem uygulama ve hem okuma bakımından uygularlarsa akılları artar, birlikleri güç ve kuv vet kazanır, artıp-çoğalır. Aralarında birlik ve beraberlik oluşur.
Allah'ın kendilerine vermiş olduğu nimete karşılık müslümanların her birisinin ötekisini çekememesi, hasedlik etmesi hali küfrün ve tefrikanın asıllarından bir asıl ve temeldir. Nitekim Rasûlüllah (a.s.) efendimiz bu tehlikeyi Allah'a yemin ederek bildirmiş ve demiştir ki: Kesinlikle bir kalpte iman ile hased asla barınamaz, bir arada bulunamaz.> Gerçekten müslümanlar tıpkı bir cesed gibidirler. Nitekim Rasülüllah (a.s.) da bu benzetmeyi yapmıştır. Cesed esas itibariyle biri diğerini tamamlar yoksa birbirlerine hased etmezler. Çünkü vücut organlarından hiçbirisi diğer organın yerine geçmeyi istemez. Herkes yerinden razıdır. Müslümanlar nefis terbiyesi ve eğitimi noktasından böyle bir duruma ulaşmadıkları ve birbirlerini sevmedikleri sürece aralarında tefrikanın devam edeceğinden bir kuşkun olmasın.
Reklam