Malın bütünü Allahındır. Bir kısmını vermemek cimriliği gösterdiği için, utanan bir kimsenin şekline bürünerek vermelidir. O zaman, veren tıpkı emanetin bir kısmıni sahibine iade eder, diğer bir kısmını da vermeyen bir kimsenin hali gibi ezik ve utanma ile karışık bir durum arzeder. Çünkü malın tamamı Cenâb-ı Hakka aittir. Hepsini vermek, Allah nezdinde daha sevimlidir. İnsanoğlu cimri olduğu için, bütün malın verilmesi, kendisine zor geldiğinden, Cenab-ı Hak, kuluna malının tamamını vermeyi emretmemiştir. Nitekim bu hakikate Allah Kuranda şöyle temas buyurmaktadır:
إن يسألكموها فيحقكم تبخلوا.
"Eğer sizden mallarınızın hepsini ister de sizi çıplak bırakacak olursa, cimrilik edip veremezsiniz." (Muhammed: 37)
Deniliyor ki: Kişi kendi ibadetini ne kadar küçümserse, Allah nezdinde o nisbette yücelir. Günahını ise, ne kadar büyümserse, Allah nezdinde o kadar küçümsenir.
Selef-i salihin, sadakanın karşılığı gibi olan duayı fakirden beklemezdi. Ancak duaya, dua ile karşılık verirlerdi.
Hazret-i Ömer ve oğlu Abdullah da öyle yaptılar.