Tuğçe

Tuğçe
@mdjkws
Fyodor Dostoyevski (1821-1881), insanların en çok korktuğu şeyin yeni bir adım atmak, yeni bir söz söylemek olduğunu söylemiş. Vincent Van Gogh ise (1853-1890) ne yapmamız gerektiğini tam olarak tarif ediyor: "İçinizden bir ses çizemezsin' diyorsa, içinizdeki o sesin susturulması gerekiyor demektir".
Sayfa 28·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çözümsüzlüğe alışmış/alıştırılmış bir zihin genellikle problemi çözemediği zaman, 'benim problemim çözümsüz diyerek kendi keşif yollarını kendi eliyle tıkıyor. Oysa yaratıcı düşünce, 'bu sorunu çözebilmek için neye ihtiyacım var, neyi farklı yaparsam az da olsa bir değişim sağlayabilirim, problemimin çözümü için atabileceğim en ufak edim ne olabilir, nasıl bir yol haritası oluşturabilirim' gibi sorgulamalara kişiyi itiyor.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Araştırmalar okulda öğrendiklerimizin %80'ini bir ay içerisinde unuttuğumuzu uzun zamandır ortaya çıkarmış durumda.
Sayfa 24·Kitabı okudu
İnsanların doğuştan getirdiği ve hiçbir çaba sarf etmeden sahip olduğu zekâ veya güzellik gibi özellikleri ile kendilerini diğerlerinden farklı bir sınıfa koyma çabalarından her zaman rahatsızlık duydum. Hem kendinizi farklı bir sınıfa sokup hem de ne kadar demokrat bir ruha sahip olduğunuzu iddia edemezsiniz. Yaratıcı düşüncenin en güzel tarafı bu işte. Hepimizi eşit kılması. Yaratıcı düşünce beynimizin Che Guevara'sı. Herkeste var. O yüzden eşitlikçi.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Mustafa Kemal bu konuşmada çizdiği programı Cumhuriyet Türkiyesi'nde gerçekleştirmiştir. Mustafa Kemal Graziani'ye şöyle demiş: "Türk milletinin fevkalade meziyetleri vardır. Fakat ne yazık ki onu karanlık ve cehalet içinde bırakıyorlar. Millet pratik bir şekilde modern maarife susamıştır. Rejim, iktisadi hayatın hiçbir cephesinde millet ve devletin faaliyet göstermesine müsaade etmiyor. Halbuki Türkiye'nin nefes alması, ilerleyebilmesi ve mazhar-ı hürriyet olması için her şeyden evvel Türk milletinin maneviyatını yükseltmek ve onu taassuptan kurtararak faal bir kudret iktisap etmesine çalışmak lazımdır. Millet cahil dervişlerin elinden tahlis olunmalı ve bunların yerine iyi tahsil görmüş, laik profesörler getirilerek işin başına geçirilmelidir. Hülasa, milletin daha pek çok şeye ve inkılablara ihtiyacı vardır. Millet aile ve toplum hayatında doğu düşünce tarzından sıyrılmalıdır. Türk halkının gerçeği görüp kavrayabilmesi için pek çok büyük reformlar gerekir."